Hayatın Satır Aralarında Irmağın Sesini Duymak-2017

27 Temmuz 2017

Paul Lafargue’ın Tembellik Hakkı ile ilgili blog notumda ünlü Sims oyununun içeriğindeki ekonomik işleyişe dair derin! analizimi yapmıştım. Geçen hafta, CNN Türk’te karar alma süreçlerini konu edinen Gündem Özel programında Prof.Dr.Acar Baltaş, yeni kuşaklara tekrar Sims’i önerince gülümsedim. Çocuklarının Sims’le büyüdüğünü söylemişti. Benim de para verip İlkyaz’a aldığım tek oyundu. Yıllar sonra, okulun bir projesi dolayısıyla Zürih’e gittiğimde, akşamları otel odasında canım sıkılırsa diye İlkyaz’ın tabletime yükleyeceği bu oyun, sonraları günlük İngilizce sözcük dağarcığım için de işe yarayacaktı. Sims görevleri arasındaki “okuma görevleri”ne baktım yeniden, Acar Baltaş’tan sonra…

12 Temmuz 2017

Geçtiğimiz yıla kadar, ODTÜ Kolej’de göreve başlayıp İhsan Amca’yı tanımayan herhangi bir öğretmen olduğunu sanmıyorum. 80’leri dolanıp karşıdan göründüğünde, yüzünüzde geniş bir gülümsemeyle yanınıza kadar gelmesini beklediğiniz yaşlı sayısının çok olduğunu da…Bütün öğretmenler İhsan Amca’yı tanırdı çünkü ben dahil her yeni öğretmen ona yemekhanede yakalanıp işe başlama çikolatasını vermeden tatlı dilinden kurtulamazdı. Her gördüğünüzde gülümserdiniz çünkü çok kibar ve sınırlarını çok iyi bilen bir beyefendi olduğu için asla sizi rahatsız etmez, vaktinizden çalmazdı; bikaç dakikalık minik ve esprili bir sohbetle sizi bırakır kendi yoluna giderdi.

IMG_6437

ODTÜ’nün de fiziksel inşasındaki yapı taşlarından biriydi. Emekli olduktan sonra da bütün ömrünü orada geçirdi.

Benim için İhsan Amca, hepsinin dışında Nurullah Ataç’ın öğrencisiydi. Okumaya kitap kapaklarını “okuyarak” başladıklarını anlatmıştı bir keresinde. Birikimli ve okumanın değerini bilen bir öğrenci olarak mezun olmuş. Okul yoğunluğundan fırsat bulup şöyle kalemi kağıdı alıp onunla bir “edebiyat öğretmeni Nurullah Ataç” sohbeti yapmamış olduğuma hayıflanıyorum. Hayat sonsuz sanıyoruz.

Sevgili İhsan Amca… Rahat uyu… Senin yaşına gelirsem eğer, senin kadar sevilesi bir yaşlı olabilmeyi çok isterim.

Albümlerimi karıştırırken bir fotoğrafta karşıma çıkınca yazmak istedim. Fotoğrafta, bir “edebiyat günü”müzün sonunda, imza saatinde, öğrencilerin arasında sırada…

25 Mart 2017

Bir akşam üstü TRT1’de verilen günlük bir diziyle karşılaştım: Adını Sen Koy. Hep aynı saatte, aynı rutin ama dikkat gerektiren bir okumayı yapmak durumunda olduğum için, -muhtemelen “günlük” olmasının cilvesiyle- konuşmaların, düşünmelerin, bakışmaların ve hatta bir yerden bir yere kıpırdanmaların bile saniyelerce uzadığı bu dizi de hayatımın kıyısında sessizce kendine bir yer buldu. (Rutin işlerin sıkıcılığını tv ile azaltan grup üyesi kontenjanından….)  İzleyici tepkileri, dizinin kendisinden kat be kat keyifli:)Adını Sen Koy yahut Senaryoyu Seyirci Yazsa!…

6 Mart 2017

Tv izlerken…

Mevcutların yanına, fragmanları dönen “İsimsizler”(Kanal D) ile “Savaşçı”(FOX) da eklenince, zamanın ruhunun insan ruhuna sinen kaçınılmaz gücünü bir kez daha gördüm. Keza, bu senenin kadın modasında bile, fazlasıyla Amerikanvarî olsa da çoğalan askerî tonlar ve çizgilerin varlığına eş duygu ve düşünce durumları…

EK: Bugün, aynı bağlamda başlayacak “Söz”(Star) dizisinin fragmanını izledim.

13 Ocak 2017

Hayatın hanesinden hayatımın hanesine Işıl’ın eklediği şahane bir armağan” girişiyle düştüğüm nottan birkaç yıl sonra, bugün yine Işıl’dan aldığım bir haber ama bu kez iç acıtan türden. Doktora hocam Prof.Dr.Orhan Okay vefat etti :( Hocamın (Prof.Dr.Orhan Okay) Ardından…

2 Ocak 2017

Yıl sonu muhasebesi yaparken, 2016 için sadece iki şey güzeldi, demiştim: Kızımın ODTÜ mezuniyeti ve Masal’ın doğumu… Masal, beklenmedik bir güzellik ve heyecandı bizim için ve hâlâ öyle : Masal Olmasın! Masal Gibi Olsun!

>> öncesi