Hayattan Bir Kesitin Biyografik ve Otobiyografik Anlatımı

Hayattan bir kesitin biyografi ve otobiyografi metinlerindeki anlatım dili ile bilginin aktarılma şekline bir örnek:Yahya Kemal’in gencecik bir yaşta, hayatını Paris’te kurma isteği ve yola çıkışı…

Yahya Kemal’in otobiyografik hatıralarında:

“PARİS’E FİRAR HÂTIRASI

Hele heyecanlı dakika gelmişti. Vapura binecektim.

Messagerie Maritime kumpanyasının Memphis vapuru Galata Gümrüğü’nün Köprü’ye doğru, bittiği yerde durmuştu. Bu vapur o zamâna göre bile eski püskü bir şeydi; herhalde kumpanyanın en güzel vapurlarından biri değildi. Bu köhne geminin o zamandan beri ne olduğunu tahkik de edemedim.

1903 Temmuzunun sonuna doğru bir gündü; fakat tam târihini hatırlamıyorum; bütün varımı yoğumu içine doldurduğum bavulumu bir küçük hamalın sırtına yerleştirdim; o küçük hamalla beraber rıhtım boyuna yürüdüm; yolculann sıra bekledikleri yere geldim Kalbim heyecandan ve korkudan atıyordu. Toyluk, acemilik, görmemişlik, cür’etsizlik hâsılı onsekiz yaşın bütün hâlet-i rûhiyeleri ile zannediyordum ki etrâfımdakiler benim Avrupa’ya firâr etmek isteyen bir insan olduğumu anlamak üzeredirler. Bulunduğum yerde Sırat Köprüsü’nün üzerinde gibiydim.Ancak bunu da söylemek lâzımgelir ki Sultan Abdülhamid idâresi aman ve zaman vermeyen o evhamlı tazyikiyle havayı öyle sarmıştı ki o vaktin Osmanlıları etraflarında dolaşan her sesten ve her nefesten bir câsus kokusu alarak titriyorlardı. O zaman işte: ‘Bu adam Jöntürk’tür.,’ diye teşhir edilecek bir insanın seyrine milyonlarca seyirci koşabilirdi. Jöntürk o derece acâip bir mahlûktu.

Vapur civarları, hafiyelerin en fazla sokuldukları, dolaştıkları ve iş aradıkları yerlerdi. Münâsebeti! ve münâsebetsiz bir şüphe ile yolcuyu çevirmeleri, yolundan alıkoymaları hattâ, aylarca Bâb-ı Zabtiyelerde unutturmaları mühim bir mes’ele sayılmazdı. Binâenaleyh bir dereceye kadar haklı idim. Fakat vaziyetimi kurtaran iki şey vardı. Biri: O günlerde İstanbul’dan Selânik’e giden birçok talebe vapura giriyordu. Sâniyen benim de, ötekiler gibi pasaportum Selânik’e mukayyeddi. Bu pasaportla vapura girdikten sonra Selânik’e çıkacaktım, ve doğru Marsilya’ya gidecektim. Bunun için, vapura kadar girebileceğimden ümidleniyordum. Her ne ise bir defâ rıhtımı caddeden ayıran parmaklık yanında, bir defâ da vapurun merdiveni başında dikkatli bir pasaport muâyenesine uğradık. Merdiven başındaki muâyeneden kurtulduktan sonra titreyen bacaklarımla o yüksek merdiveni bir sâir-i fil’menâm gibi çıkıverdim. Biraz sonra güvertenin üzerindeydim. Kendi derûnî îtikaadımla da Sultan Abdülhamid*in zâbıtasınm pençesinden kurtulmuştum.”

(Yahya Kemal, Çocukluğum, Gençliğim, Siyasî ve Edebî Hatıralarım)

yahya-kemal-beyatli

Yahya Kemal’i anlatan biyografide:

“MEMPHİS VAPURUNDA BİR ÇOCUK

Memleketinde arkadaşlarından birkaç rütbe geride kalmaktansa Paris sokaklarında satıcılık yapmaya razı olan Şekip Bey’in Yahya Kemal’in hayatındaki rolü mühimdir. İmparatorluk çöküşe doğru hızla yol alırken alafranga neslin bütün çocukları gibi, geleceğin büyük şairi Yahya Kemal de garip bir Paris sevdasına yakalanır. Hatıralarında, o zamanlar memleketi bir zindan, Avrupa’yı ise nurlu bir âlem gibi gördüğünden ve şarkın göreneklerini kollayan binlerce insan tarafından her yerde “asri” gençlere dikilen bakışların kendisini de çok tedirgin ettiğinden bahsetmektedir. Kısacası, “Asya ahlâkından müte- neffir”dir ve Halid Ziya’nın nesirlerinde, Fikret’in şiirlerinde ve Fransızca’dan tercüme edilmiş romanlarda gördüğü âleme atılmak için dayanılmaz bir arzu duymaktadır.

Dikkat edilirse, Yahya Kemal, bu söyledikleriyle, üzerinde pek fazla durulmamış bir gerçeği de itiraf etmiş olmaktadır: Hürriyet, Abdülhamid baskısının rolü küçümsenemezse de, daha ziyade alafranga neslin içtimâi baskıdan kurtulma arzusuna verilen addır. Çünkü hürriyet fikri bizde henüz Batılı mânâsıyla bir birikime dayanmamaktadır. İçi boş, mânâsı anlaşılamamış bir kavramdır. Daha da ileri giderek diyebiliriz ki, uzviyet, kendi millî hayatından tiksinen bu nesli âdeta yabancı bir madde olarak kabul ettiği için safra gibi atmıştır.

Nitekim muhitinin cenderesinden kurtulmak isteyen genç Yahya Kemal, cebinde Şekip Bey’in kaptana hitaben yazdığı tavsiye mektubu, kendini Messagerie Maritime kumpanyasının köhne Memphis vapurunda bulur.

Korkulu bir Paris yolculuğu başlamıştır (H. 76). O yıllarda Türk gençliğinin rüyalarını süsleyen, Servetifünûn edebiyatından ve Kamelyalı Kadın gibi tercüme romanlardan devşirilmiş Paris, aslında Binbirgece masallarının muhteşem Bağdat’ından pek farklı değildir.”

(Beşir Ayvazoğlu, Yahya Kemal-Eve Dönen Adam)

ansiklopedi maddesinde aynı hayat kesiti:

“Arif Bey’in idaresinde icra edilen mûsikî fasıllarından kuvvetli bir millî mûsiki kültürü aldı. Bu eve ve fasıllara devam eden aşırı batıcı, Osmanlılık, Müslümanlık ve Türklüğe düşman Serezli Şekip Bey’in fikirlerinin ve telkinlerinin tesiriyle Paris’e kaçtı (1903). Paris’te ilk önce Jön Türkler arasına girdi.”

(“Beyatlı Yahya Kemal”, Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, C.1, Dergâh Yayınları)

Biyografi ve otobiyografi türleri için: Metin Türü Olarak Biyografi ve Otobiyografi