Hayvan Çiftliği, Sineklerin Tanrısı, Tembellik Hakkı…

Hayvan Çiftliği ile Sineklerin Tanrısı, Tembellik Hakkı hatta Şeyhî’nin Harnâme’si, hatta Sabahattin Ali’nin Sırça Köşk masalı, değişik noktalardan benzerlikler gösterir (Roman hakkında: Hayvan Çiftliği (George Orwell)…Bir “Peri Masalı”!). Sadece okuma sırasında aklıma düşenlerdir:

hayvan çiftliği ve sineklerin tanrısı

Hayvanların liderliğini üstlenen ama hemen hiçbir konuda anlaşamayan Napoleon ve Snowball’ın tutum ve tercihleri ile daha sonra yazılan Sineklerin Tanrısı’ndaki (1954) Jack ve Ralph karakterlerinin izledikleri yollar benziyor. Snowball ve Ralph, liderlik ettikleri topluluk için daha verimli yollların ve onları dinleyecekleri ortamların peşinde iken; Jack ve Napoleon, askerî güç, bu gücü gerekli kılacak düşmanın altını çizme, mücadeleyi yüceltme ve kazanımları abartılı törenlerle kutlama yolunu seçer.

Hayvan Çiftliği

Her iki romanda ortak mücadeleyle elde edilen başarının tarafları, başlarda demokratik bir tutum olarak toplantı yapmayı önemserken, ilerleyen zaman içinde, iktidarın gücünü elinde bulunduranlar, önce toplantıları kaldırırlar. Çünkü onlar her şeyi en iyi bilip düşünüp uygulama gücüne sahip olanlardır!

hayvan çiftliği ve harnâme ve tembellik hakkı

Şeyhî’nin Harnâme’sini işlediğim dersi izlemeye gelen genç bir meslektaşım, mesnevideki bir beyitten Lafargue’ın Tembellik Hakkı kitabına geçiş yapmama şaşırmıştı.

“Bizim ulu işimiz odûndur
Od uran içimizde o dûndur”

Aslında, derdim “ulu iş” ifadesiyleydi; işe tapınırcasına yaklaşımın dışında bir pencereye dikkat çekmek istemiştim. Muhtemelen ve maalesef, Hayvan Çiftliği’nin Boxer’ı gibi kendisini çalıştığı alana adayan çalışanlar kulübünde olduğum için, işin “ulu” olmadığını kavradığımda, tepkim de “Ben yandım başkaları yanmasın!” şeklinde olmuştu :)

Hayvan Çiftliği’nin özgür ve eşit bir düzende yaşama hayalinin anlatıldığı satırlarda da bana göre, Harnâme’yi hatırlamamak ne mümkün!

Koca Reis’in anlattıkları bir rüyadan fazlasıdır; bir tür “I have a dream” tadında, ideal bir dünya düzenini paylaşmaktadır. Çünkü, yaşadıkları, katlanılmazdır:

“Evet yoldaşlar, yaşadığımız hayat nasıl bir hayattır? Açıkça söylemekten korkmayalım: Şu kısa ömrümüz yoksulluk içinde sabahtan akşama kadar uğraşıp didinmekle geçip gidiyor Dünyaya geldikten sonra yaşamamıza yetecek kadar yiyecek verirler; ayakta kalanlarımız, canı çıkana kadar çalıştırırlar; işlerine yaramaz duruma geldiğimizde de korkunç bir acımasızlıkla boğazlarlar. İngiltere’de, bir yaşına geldikten sonra, hiçbir hayvan mutluluk nedir bilmez, hiçbir hayvan dinlenip eğJenemez. İngiltere’de hiçbir hayvan özgür değildir. Hayatımız sefillikten, kölelikten başka nedir ki! İşte, tüm çıplaklığıyla gerçek budur.”

Bizim “zaif ü nizar”, “yük elinden katı şikeste vü zâr” eşekciğin, gürbüz öküzleri gördüğünde sorguladığı düzen de daha farklı değildir ki:

“Ne yular derdi ne gam-ı pâlân
Ne yük altında haste vü nâlân

Acebe kalur tefekkür ider
Kendi ahvalini tasavvur ider.

Ki biriz bunlar ile hilkatte
Elde ayakta şekl ü sûrette

Bunların başlarına taç neden
Bizde bu fakr ü ihtiyaç neden “

hayvan-ciftligi1

Snowball’un kafasındaki hayatı kolaylaştırıp hayvanlara daha fazla kendi hayatlarını yaşama fırsatı tanıyacak yel değirmeni teknolojisi, Napoleon’un kafasında, hayvanların çalışmaktan kafalarını kaldıramayacakları ve çalıştıramayacakları bir beyhude öğütücüye dönüşür. İyi de öğütür! 

hayvan çiftliği ve “sırça köşk”

Sabahattin Ali’nin “Sırça Köşk” masalı, çulsuz üç kafadarın, kendi halinde yaşayan insanların arasına karışıp onlara yaraşır bir sırça köşk yapma fikrini kafalarına nasıl yerleştirdiklerini, sonra da köşke yerleşip insanları nasıl sömürdüklerini anlatır. İnsan için olması gereken devlet mekanizmasının devlet için insana dönüşmesindeki sakatlığı hicveden çarpıcı bir masaldır.

Hayvan Çiftliği’nde, çiftlikten kaçan Jones’un evi, başta, eskiyi unutturmayacak bir müze olarak boş tutulacakken, sonra Napoleon’un ve çevresindekilerin diğer hayvanları sömürerek semirdikleri bir mekâna dönüşür.

Her iki “masal”da da çalışanların alınteri, yönetenlerin gücünü besleyen hammaddeden öteye gidemez.

*** George Orwell, Hayvan Çiftliği, Can Yayınları, Nisan 2017 (çeviren: Celâl Üster)

Soru... Katkı...