Anlatıcı ve Bakış Açısı Örnekleri

Anlatmaya dayalı metinlerde olaylar bir anlatıcı tarafından aktarılır. Anlatıcı, metnin yazarından farklıdır, kurmacadır. Anlatıcı ve bakış açısı da bulunduğu konuma göre değişir.

anlatıcı ≠ yazar

anlatıcı ve bakış açısı

Anlatıcı ya olayın tamamen dışında olarak ya olayın tam odağında bulunarak ya da olayın sadece tanığı sıfatıyla gelişmeleri anlatan kişidir. Bulunduğu konuma göre, olayı algılayışı ve aktarışı değişir. Bu nedenle;

olay aktarımında üç temel anlatıcı ve bakış açısı karşımıza çıkar:

okuma

Aşağıdaki görselde anlatıcı ve bakış açılarının üzerine tıklandığında, özellikleri görülür.


bakış açıları

bakış açıları
tanrısal/ilahî/hakim anlatıcı ve bakış açısıGözlemci anlatıcı ve bakış açısıkahraman anlatıcı ve bakış açısı

tanrısal/ilahî/hakim anlatıcı ve bakış açısı

İlahi/tanrısal anlatıcı ve bakış açısı: Olayın tamamen dışındaki anlatıcıdır. Olay, kişi, yer ve zamanla ilgili her tür ayrıntıyı, gelişmeyi bilir; buna kişilerin kalbinden, beyninden geçen her şey de dahildir. Üçüncü kişi ağzı kullanılır.

Gözlemci anlatıcı ve bakış açısı

Olayın odağında değildir ama bir biçimde tanığı olan anlatıcıdır. Sadece gözlediği, tanık olduğu olaylar hakkında bilgi verebilir; diğer gelişmelerle, kişilerin duygu ve düşünceleri hakkında yorum yapabilir, çıkarımda bulunabilir. Birinci kişi ya da üçüncü kişi ağzı kullanılabilir.

kahraman anlatıcı ve bakış açısı

Olayın odağındaki anlatıcıdır. Gördüğü, gözlediği, yaşadığı tüm olayları kendini etkilediği,kendinde iz bıraktığı haliyle anlatır. Birinci kişi ağzı kullanılır

Kahraman veya hakim anlatıcı örnekleri çoktur ve kavranması da kolaydır. Gözlemci anlatıcı, diğerlerine göre örneklenmesi de kavranması da biraz kafa karıştırıcı olabilmektedir.

örnek metinler:

okuma

Aşağıdaki görselde, dairelere tıklandığında metinler, oklara tıklandığında ilgili anlatıcı ve bakış açıları gelir.


bakış açıları-2

bakış açıları-2
tanrısal/ilahî/hakim anlatıcıKahraman anlatıcıGözlemci anlatıcıGözlemci bakış açısıGözlemci anlatıcı

"Çok yorgundu ve deminden beri duymadığı bir susuzluk içinde kavruluyordu. 'Bir bardak su bulabilsem...' diye düşündü. Burası demin geçtiği odalara benzemiyordu. O kadar tabiî bir şekilde her gün yaşadığımız yerlere benziyordu ki, penceresinden bakacak olsa, karşı ev sıralarını, yolu falan göreceğini sanıyordu. (...) Sonra yine kendi içinden cevap veriyordu: 'Bütün gece böyle bir şey sormadılar. Bu gecenin memleketinde bu cinsten şeyler sorulmuyor..,'" (Ahmet Hamdi Tanpınar, "Abdullah Efendi'nin Rüyaları")

tanrısal/ilahî/hakim anlatıcı

Olayı anlatan, olayın ne odağında, ne tanığı ama duruma hakim; kişinin ne düşündüğü, içinden ne geçtiği dahil, her şeyi biliyor ve üçüncü kişi ağzından aktarıyor. Dolayısıyla tanrısal/ ilahî/ hakim anlatıcı örneğidir.

"Filmi durdurdum. Yeterdi bu kadarı. Aklımı çoktan oynatmış değil idiysem, şu anda oynatmamam, bayağı sağlıklı olduğumu gösteriyordu. Ya İhsan yalan söylüyordu, ya da... Ya da... Açıklayabileceğim, anlayabileceğim şeyler değildi bu gördüklerim. Telefona doğru iki adım attım. Vazgeçtim, yerime oturdum. Filmi sürdürecektim. Korku, kaygı anlamsızlaşıyordu sanki. Bir şeyleri görmekliğim isteniyordu. Bu isteneni merak ediyordum. Düğmeye bastım gene. Kumanda âletini bunca süredir elimden hiç bırakmamış olduğumu anladım birden. Gözüm camdaydı. Bir şeyler kıpışıyordu gene. Geriye almayı bir daha denemek istemedim. Görüntü belirdi."(Bilge Karasu, Kılavuz)

Kahraman anlatıcı

Metinde yaşanan olay, doğrudan o olayı yaşayan kişi tarafından (birinci kişi) aktarıldığı ve kişi, kendi yaşadığına odaklandığı için, "kahraman anlatıcı ve onun bakış açısı"na verilebilecek tipik bir örnektir.

"Kız yani Meleknaz... evet, zayıf, esmer bir kızdı, ince yüzünde kocaman gözleri çok dikkat çekiyordu, bir acayip pırıltıyla yanan gözlerdi onlar, bazen öfkeli, bazen nefret dolu, bazen meydan okuyan gözler. Nasıl desem, çok önemli bir sır taşıyor ama anlatmıyor gibi merak uyandıran bakışlar. Belki konuşsa, anlatsa daha az etkilenir insan, ne var ki bu suskunluk bakışlarını daha derin kılıyordu galiba. Kısacası kızı çözemedik biz ama o zayıf bedenin içinde çok güçlü bir ruh olduğu belli, hepimizi bu kadar etkilediğine göre. Gittikten sonra uzun süre unutamadık onu."(Zülfü Livaneli, Huzursuzluk)

Gözlemci anlatıcı

Birinci kişi ağzından anlatılmış bir metin, bu metinde olduğu gibi, aşağıdaki özelliklere sahipse, "gözlemci anlatıcı"nın bakış açısıyla ifade edilmiş demektir:

  • Anlatıcı, bir olayın içindedir ancak odağında değildir yani olayın anlatıldığı boyutun kahramanı değil, bir şekilde tanığıdır. Gözlediği (veya öğrendiği) bir durumu anlatmaktadır. Metinde anlatıcı "birinci kişi", gözlenen Meleknaz'dır.
  • Gözlemci, tanrısal/ilahî/hakim anlatıcı gibi her şeye hakim değildir; gözleyebildiği (veya öğrenebildiği) kadarıyla sınırlıdır, gözlediğini yorumlar, gözlediğinden çıkarım yapar:"Kısacası kızı çözemedik biz ama o zayıf bedenin içinde çok güçlü bir ruh olduğu belli, hepimizi bu kadar etkilediğine göre"

“Kevser’le sinemaya gittik. Viva Zapata’ya, çok güzeldi. Kevser tuhaf bir kız. Hem alçakgönüllü, hem kendini Beğenmiş, İzmirli. Babasının orada basma fabrikası varmıp. Bana hayat hakkındaki görüşlerinden bahsetti. Şeref’i tavlarsa evlenip İzmir’e yerleşecekmiş. Babası Karşıyaka’da şimdiden kendisi için bir ev yaptırmış. Kevser’in üzerineymiş ev. Çünkü üvey annesi varmış Kevser’in. Şeref’i de babasının yanına yerleştirecekmiş ki bu üvey ana işleri kendi lehine çevirmesin. ‘Mal ve para kaptırmayalım karıya,’ dedi.Çok şaşırdım, belki de ben de onun yetiştiği koşullarda böyle işini bilen biri olurdum.” (Leylâ Erbil, Tuhaf Bir Kadın)

Gözlemci bakış açısı

Anlatıcı, birlikte sinemaya gittiği Kevser’i, ondan duyduğu bilgiler çerçevesinde aktarıyor. Anlatıcı, birinci kişi ağzından anlatsa da odakta değildir. “Gözlem”lenen Kevser’dir.

Tam bu sırada meydanın ortasından geçip bulunduğum sokağa doğru gelen bir insan gördüm. Oradaki evlerden birinin kapı aralığına gizlenerek beklemeye başladım. Başımı uzatıp baktığım zaman, kısa ve sert adımlarla bu tarafa yaklaşan kürk mantolu kadını tanıdım. Bu sefer yanılmama imkân yoktu. Sarhoş değildim. İskarpinlerinin çıkardığı kuru sesler, tenha sokağın iki tarafındaki evlere çarpıp aksediyordu. Kalbim ufalanıyormuş gibi ağrımaya ve müthiş bir süratle çarpmaya başladı. Ayak sesleri adamakıllı yaklaşmıştı. Sokağa sırtımı vererek, kapı ile oynuyordum. Güya açıp içeri girecekmiş gibi bir tavır almış ve eğilmiştim. Ayak sesleri tam arkama gelince, düşmemek ve küçük bir feryat koparmamak için büyük bir gayret sarf ettim ve yanı başımdaki duvarı tuttum. Kadın yoluna devam etti, ben olduğum yerden çıkarak, onu tekrar gözden kaybetmek korkusuyla, pek yakından takibe başladım. Yüzünü görmemiştim. Onunla karşılaşmaktan bu kadar korktuğum halde şimdi beş altı adım arkasmdan yürüyordum. Kadın bunu fark etmez görünüyordu. Beni görmesi ihtimali karşısında saklanacak yer aradığıma göre ne diye buraya gelmiş ve yolunu beklemiştim? Şimdi ne diye arkasından gidiyordum? Acaba o muydu? Gecenin herhangi bir saatinde bir sokaktan geçen bir kadının ertesi akşam gene aynı yerden geçmesi icap ettiğine nereden hükmediyordum? Bütün bu suallere cevap verecek halde değildim. (Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna)

Gözlemci anlatıcı

Gözlemci anlatıcının, bulunduğu mekana gelen “kürk mantolu kadın”a dair gözlemi, dikkati koyu olarak verildi. Diğer satırlar da onun tanık olma sürecini gösterir.

NOT: Bir metinde birden çok anlatıcı yer alabilir.(Örnek: Mario Levi, Yanlış Tercihler Mahallesi)

okuma

Bir olay… Üç anlatıcı… Olayın hangi bakış açısından anlatıldığı nasıl anlaşılabilir?


İlgili Yazı:

4 Yorum: “Anlatıcı ve Bakış Açısı Örnekleri

Comments are closed.