Yağmurun Yedi Yüzü, “İstanbul’da Yağmurun Rengi Mavi”

Süheyla Acar’ın Yağmurun Yedi Yüzü romanıyla birlikte, ilk kez, bir kitabın yazarını hayatın içinde ve yüz yüze tanımak istedim. Anlattığı zorlu yollardan değilse de yılların çoğundan geçtiğim için mi etkiledi kitap, yoksa sahiden tekrar tekrar okuduğum çoğu cümlelerinde açılan ara kapıları mı sevdim, bilemiyorum. Bildiğim, içime dokunduğu…

“Şehrin tam ortasına ve yedi kişi arasına koca bir yıldırım gibi düşen, habersiz, zamansız beklenmedik ölüm.”

Yağmur’un Burgazada’da üzerinden günler geçtikten sonra tesadüfen bulunan ölüsünün ardından, ona yakın ama bir biçimde kırgın oldukları için arayıp sormayan yedi kişinin, anılarıyla yüzleşmesi, hesaplaşması… Görünürde olay bu… Aslında hesaplaşma, “sol” düşüncenin romantik düzlemden bir türlü reel düzleme geçememesi ve dolayısıyla zamanın gerisinde kalması üzerineydi sanki…

Romandaki sekiz ana kişiden ikisi, o romantizmde hayatın rengini ve hızını kaybetmişlerdendir. Onların 80 sonrasının hızlı değişimine yönelik bilinçli bir karşı duruşları vardır. Bulut’un deyişiyle, Yağmur’unki ve hatta Sinan’ınki,

“Kendi melodramından başka hiçbir şeyle beslenemeyen yitik kuşak öyküleri”

dir.

Yağmurun Yedi Yüzü

İkisi de 80 öncesinin hararetli ve hareketli siyasi ortamında etkindir. 12 Eylül sonrası Yağmur tutuklanmış; Sinan yurt dışına gitmiştir. İkisi de düşlerini ve varlık nedenlerini giderek kaybetmiş; hayatlarına hüzün yerleşmiştir. Sinan roman boyunca hep ağır ve saygı duyulası bir “dinozor”dur. Yağmur’sa içindeki boşluğu başka şeylerle doldurmaya çalışan, çok sevdiği halde eşini defalarca aldatan, sadece tek tutkusu haline gelen sinemayla bağını koparmayan, başıboş bir adam halinde yaşamaya başlamıştır. (Bu özet satırlar onları anlatmak için çok yetersiz; yazarın tümcelerinde anlamak lazım.)

Rahatlıkla bir dönem romanı olarak da değerlendirilebilecek romanın bu iki kahramanının gözünden, “değişim”le değişmiş kişiler, yani 80’li yıllarla biçimlenmiş ya da bu yılların hızında kendilerini koruyarak yeniden var etmeye çalışanlar nasıl görünür?

“Düşlerinden vazgeçmiş küçük burjuvaların avuntularıydı bunlar.”

Yağmur’un çocukluk ve gençlik arkadaşı Barış ve eşi Nisan, Yağmur’un eşi Sedef ve oğlu Bulut ile Sinan’ın ayrıldığı eşi Lâle, bu gruptadır. Hatta, Güney bile, Yağmur’un gözünde film sektöründeki yeni eğilimlere ayak uydurur gibi görünmektedir. Oysa, onların her birinin öyküsü başka sorunların ve sorumlulukların yükü altında biçimlenmiştir ve reel, romantizme baskın çıkmıştır. Romanda böyle anlatılır.

Yağmurun Yedi Yüzü’nde ayrı bir blog girdisi olarak yazmak istediğim iki gizli kahraman var: Nazım Hikmet ve Sait Faik Abasıyanık. Sait Faik, Yağmur’un evinin olduğu Burgazada dolayısıyla; Nazım Hikmet, “sol”un simge adı olarak roman boyunca sıkça anılan iki isimdir.

Hayata dışardan bakma, hayatı seyretme ya da hayatla birlikte yol alma kavramlarına yapılan vurgular, fotoğraf ve film çekimleri üzerinden verilmiş kayda değer ayrıntılar olarak dikkat çekicidir. Mesela, Yağmur anlatır:

“İstanbul’dan sonra Karadeniz iyi geldi bana. Fotoğraf makinemle kameramı da alıp gitmiştim Karadeniz’e.  Objektifin içinden bilmediğim bir coğrafyanın renklerine, motiflerine bakmak cazip gelmişti baştan. Sonra, bir gün ‘Ne yapıyorsun sen?’ dedim kendi kendime. Yıllardır nereye, neye bakıp duruyorsun, neyi seyrediyorsun? Yeter artık, çık şu saklandığın yerden! Kameranın ardından çık! Orada kaldığın sürece hiçbir zaman o karenin içinde olamayacaksın. Kalabalığa karışıp yaşamanın tadını alamayacaksın. Hadi sen de gir şu karenin içine! Objektifin içinden gördüğün çerçeveyi unut! yaşa yaşayabildiğince… Sınırsız, dilediğince, becerebildiğince yaşa!”

Kitabın yazarı hakkında ön bilgim yoktu. Süheyla Acar, yazdığı senaryo ve öyküleriyle ödüller almış bir yazar. (“Yıldönümü” senaryosuyla 1988’de; “Bir Çocuğa Masal” öyküsüyle 1989’da Yunus Nadi ödüllerini almış. “Saçları Öyle Güzeldi ki” film öyküsü ise, ona 1989’da Abdi İpekçi Mansiyon Ödülü’nü getirmiş. “Bütün Kapılar Kapalıydı” ile  En İyi Senaryo ödülüne değer bulunmuş.) Dostluk Hüznü Paylaşmaktır adıyla bir öykü kitabı yayınlanmış. Bu bilgiler, romanın yazar bilgisini veren sayfasından.

Yağmurun Yedi Yüzü romanını arkadaş önerisiyle okudum. Anlatımı da bir sonraki sayfada anlatılacaklar da fazlasıyla çekti. İzmir için yolculuk kitabım seçmiştim; orası yoğun geçince Ankara’da tamamlamış oldum. İyi ki önerildi ve iyi ki okudum.

İlgili yazı: “Tazeleyeyim mi Amcalar”

*** Süheyla AcarYağmurun Yedi Yüzü, Can Yay., 2004