Küçük Grupla Doğaçlama Örneği

Yaşadığınız durumlara dışarıdan bakıp kendinizi ve durumu değerlendirdiğinizi bir düşünün ama sizin yerinize bunu Karagöz ve Hacivat yapsın. Aşağıda uygulama örneği olarak verilen Ahmet Hamdi Tanpınar’ın uzun hikâyesi Yaz Yağmuru’nda Sabri’nin yıllar önce geçirdiği bir hastalık dolayısıyla edindiği bir alışkanlıktır, bu.

okuma

karagöz ve hacivat ne üstüne ahkâm kesmektedir?

rol oynama


Yaz Yağmuru (Ahmet Hamdi Tanpınar) hikâyesinde, Sabri, aniden bastıran bir yaz yağmuru sırasında, evinin bahçesinde gördüğü ve daha önce hiç tanımadığı genç bir kadınla geçirdiği bir iki gün içinde yaşadıklarını, aslında kendi iç sesi olan ama Karagöz-Hacivat diyalogu şeklinde gelişen bir yapıda değerlendirir. Kendisi Karagöz, akıl hocası Hacivat’tır. Aşağıda yer alan ve hikâyedeki sırasıyla verilen bu kısacık diyalogları dikkate alarak Sabri’nin yaşadığı hikâyeyi tahmin edebilir misiniz? (Küçük grupla yapılan doğaçlama – rol oynama drama tekniği doğrultusunda, öğretmen, sınıfı küçük gruplara böler. Her gruba farklı bir diyalog da verebilir, tümünü de verip aynı uygulamayı isteyebilir. Yapılması gereken, öğrencilerin, diyaloglardan esinlenerek doğaçlama bir canlandırma yapabilmeleridir. Bunun için, planlama, rol paylaşımı ve hazırlık sürecinde her grup kendi iç disiplininden sorumlu olacaktır.)

rol oynama

‘— Bu da bir başka türlüsü olacak.. Ne dersin Hacivat’ım!’ Hacivat omuzlarım silkti.

‘— Benim mecânin taifesiyle işim yok. Ben Karagöz gibi âkil zevat isterim.’ Çocukluğundan beri onun Karagöz ve Hacivat’la konuşmak âdetiydi. Uzun süren bir hastalık boyunca onlarla öyle haşır neşir olmuştu ki aradan otuz sene geçtiği halde yine benliğinin ayrılmaz parçalan gibiydiler.

rol oynama

Kitap, artık bitirilmesi için kendisini zorlayacak kadar ilerlemişti.

— ‘Bu da sizin ona hediyeniz olacak.’ Ve Karagöz masanın başından ona sırıttı. Doktor Moro’nun meşhur hayvanlan gibi bu iki acayip dost gelenekten gelen benliklerinden çıkmışlar, onun bütün zihni hayatım paylaşıyorlar, onun gibi yaşıyorlardı.

rol oynama

Sabri hiç anlamadığı bir ihtiyaçla onu taklit etti. Ve bundan garip bir rahatlık duydu. Kendine şaşıyordu.

‘— Yani muhakkak onun gibi konuşmağa çalışacağım ve etrafa maskara olacağım.’ Ve bir lahza kendini boynunu bükerek, menuet figürleri yaparak konuşur gördü.

‘— Gülünç, şifasız şekilde gülünç.’

Hacivat dalkavukça başını salladı:

‘— Estağfurullah efendim hiç siz, zatı devletiniz..’

Karagöz cevap verdi:

‘— Kes ulan… Görmüyor musun herif bayağı matrak oldu.’

Sabri yüzünü buruşturdu. Karagöz’ün son zamanlarda argoya merak sarışı hiç hoşuna gitmiyordu.

bölünmüş ekran

Sabri bu ağacın komşu bahçe ile bulunduğu yer arasında bir türlü karar verememiş gibi darmadağın, bir kısmı duvara yapışmış, bir kısmı duvarın üstünden aşmış haline her gördükçe şaşıyordu. ‘Tıpkı benim gibi.’ ‘Ne dersin Hacivat’ım?’ diye sordu. Hacivad omuzlarını silkti. ‘Karagöz’e sor.’ Fakat Karagöz kadınla meşguldü. ‘Bekletme!’ der gibi işaret etti. ‘Ayıp oluyor. Hem böylesini bir daha nerede bulurum?’ Filhakika kadının yüzünde izahı güç bir üzüntü vardı.

bölünmüş ekran

‘Öyle değil mi ya, bir nevcivan kendi misillü bir nevcivan ile buluşunca.’ Fakat Hacivat bu işe razı değildi. ‘Olur mu hiç bu iş Karagözüm, diyordu, beri yanda bir zevce-i ismet-penah iki sabi-i masum ve bigünah ile beklerken.’

küçük grupla yapılan doğaçlama

Hacivat pek memnundu:

‘Tevekkeli değil, diyordu. Durmadan bizim beye asılıyor. Fakat işin sonu ne olacak?’

Karagöz onu susturdu.

— Sussana be adam, sus da dinle. Bak ne güzel konuşuyor.’

bölünmüş ekran

Bu temas Sabri’ye demin kaybettiği realite duygusunu iade eder gibi oldu. Hiç olmazsa bu tarafta her şey yerli yerinde idi. Yavaş onu öptü.

Hacivat başını salladı:

‘— Var canım, vallahi var, koskoca inşan. Bayağı . Vücudu da var, kendisi de.’

Karagöz daha anlayışlı çıktı:

‘— Onun düşündüğü başka şey dedi. Hadlerine şaşırıyor.’

küçük grupla yapılan doğaçlama

“Fakat Sabri artık bu hareketlere herhangi bir mânâ vermiyordu. Ne de içinden onlara bir cevap geliyordu. O bütün bu şeyleri hatırlayan insanın bu geceyi nasıl geçireceğini düşünüyordu. Bir ara aklına bu gece anlattıklarının da yalan olabileceği, onların da hayatı güzelleşsin diye uydurulmuş olması ihtimali geldi. Karagöz:

—’İhtimali yok!’ diye şiddetle reddetti. Hacivat göz kırparak fısıldadı:

—Bırak, kaçmak istiyor, anlamadın mı? Bütün ömrünce böyle yapmadı mı? Hep dört yol ağzında bir şeyler kaybeden adam değil mi?

Sabri onu; ‘—Benim ağzımla konuşuyorsun!’ diye payladı.

— ‘İkisi de bir.. Çünkü böyle bir yalan ihtiyacı da aynı yere gelir!'”