Kullervo’nun Hikâyesi (J.R.R.Tolkien)

Kullervo’nun Hikâyesi, ünlü Fin destanı Kalevala’dan bir kesitin (31-36. şiirler) ve o kesitte verilen Kullervo’nun, 20-21 yaşındaki genç Tolkien’in kaleminde yeniden üretilmiş hâlidir. Tolkien’in hayal dünyasında hayat bulmuş özgün bir karakteri anlatmaz ama onun yaratacağı mitolojik dünya için esaslı bir ısınma metni olmuş, görünür. Nitekim, Kullervo, daha sonra yazacağı Húrin’in Çocukları’ndaki Túrin Turambar karakterine kaynaklık etmiş.

kullervo

Helsinki’de Kullervo heykeli

“Hikâye sadece Tolkien’in ilk hikâyesi değil, aynı zamanda mitoloji yaratma konusundaki ilk düzyazı girişimi olmasının yanı sıra ilk trajedi yazma teşebbüsüdür de; dolayısıyla genel olarak bütün kurgusal eserlerinin bir öncüsü gibidir. Daha dar bir açıdan bakacak olursak ‘İngiltere’nin mitolojisi’ denilmeye başlanan ‘Silmarillion’un tohum halindeki kaynağıdır. Bahtsız Kullervo’nun destanını tekrar dillendirmesi, en güçlü hikâyelerden biri olan Hürin’in Çocukları’nın ham maddesidir. Daha da açık söyleyecek olursak Kullervo karakteri Tolkien’in mitolojisinin en -kimisi tek olduğunu iddia eder- trajik kahramanı Türin Turambar’ın özüdür.”

Genelde “destan”ı anlatılan “kahraman”ların aksine, Kullervo, bir anti-kahramandır. Yaşadıklarının doğurduğu travmalarla kötülüğe ve acımasızlığa evrilen adamın hikâyesinden etkilenmemek mümkün değil!

Okuduğum kitapta, Verlyn Flieger tarafından, Tolkien’in Kalevala ve Kullervo etrafındaki çalışmaları bir araya getirilmiş; Kullervo’nun macerasının, hem destandaki olaylarla hem de kendisi de bir anne ve babasını küçükken yitirmiş olan Tolkien’in biyografisi arasında kurulabilecek bağlara da yer verilmiştir. Flieger’ın ayrıntılı bilgilendirmelerini, “notlar ve açıklamalar”ını içeren sayfalar ile “Kullervo’nun Hikâyesi” metni dışında, benim özellikle ilgimi çeken bölüm, “Olay Örgüsü Özeti Taslağı” oldu. Tolkien’in, akış ve karakterler üzerine kafa yorduğu defter sayfaları…

Kullervo'nun Hikâyesi

Hikâyenin çeviri dilinde dikkatimi çeken iki ayrıntı var. Tolkien’in farklı toplum kesitleri için ürettiği özel dillerden birinin, aşağıda örneklediğim kaynaklara sahiden benzerliğinden midir, yoksa, çevirmenin destansı dil için bizden olan bir anlatımı tercih etmesinden midir bilemiyorum. Dede Korkut hikâyelerinde, söz kişilere geçeceği zaman, “görelim, hânım, ne söyler/soylar” gibi bir kalıp ifade kullanılır. Benzeri bir geçiş ifadesi, hikâyede bolca geçiyor:

“Bunun üzerine Kalervo sıkıntılı bir haleti ruhiye söyler, bakalım ne söyler.”

“Kullervo’ya tüylerinden üç kıl verdi ve söyledi, bakalım ne söyledi.”

Untamo onu çağırttı ve söyledi, dinleyelim bakalım ne söyledi.”

gibi… Bir de kişilerin dilinde bir İç Anadolu tadı alma durumu:)

“Erim hele bir bak, (…) Gel hele yamacıma.”

“Musti huu!”

Öğretmenlere önerimdir: İngilizlerin kendilerine özgü zengin bir mitolojisinin olmayışını kendine dert edinip “orta dünya” ile zengin bir mitik evren oluşturan Tolkien’in Kullervo ile yaptığının bir benzerini, öğrenciler de Türk destanlarında yer alan bir ayrıntıyı geliştirerek, keyifli bir destan söyleme denemesi yapamazlar mı? Neden olmasın?!

*** J.R.R.Tolkien, Kullervo’nun Hikâyesi, İthaki Yay., 2017 (hazırlayan: Verlyn Flieger-çeviri: Çiğdem Erkal)