Mehmet Akif (Tiyatro Oyunu)

Doğum günüm sorulduğunda, “İstiklâl Marşı’nın kabul edildiği gün” derim ve genelde de bilinir. Bu yıl, doğum günümde farklı bir şey olsun diye devlet tiyatrolarının programını gözden geçirirken Mehmet Akif oyununa denk geldim. Bu akşam bir aksilik olmazsa, bu oyundayız. Biletleri aldığımda bilmiyordum, üstelik prömiyermiş.

Aşağıdaki minik notlar, Devlet Tiyatroları’nın Mehmet Akif oyunuyla ilgili verilen bilgiden:

Şaşırdım, Mehmet Akif, Devlet Tiyatroları’nın sahnesine ilk kez mi geliyormuş gerçekten?!

Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, İstiklal Harbi’nin milli bir ruh içerisinde kazanılmasını sağlayan ve İstiklal Marşı’nın yazarı Mehmet Akif Ersoy’u ilk kez tiyatro sahnesine taşıyor. Oyun, Ankara Devlet Tiyatrosu aracılığıyla İstiklal Marşı’nın kabulünün 97’nci yıldönümünde Küçük Tiyatroda ilk gösterimini yapacak.

mahmet-akif

Oyunu Remzi Özçelik yazmış, Cahit Çağıran yönetmiş. Cahit Çağıran, İstiklâl Marşı’nın kabulünün 97. yıldönümünde, bu marşı yazdıran duyguyu ve koşulları anma, anlama ve yeniden yorumlama ihtiyacını, şimdilerde içinden geçtiğimiz kritik sürece de atıfta bulunarak duyduklarını dile getirmiş.

Oyunun ana çerçevesinde Çanakkale Savaşı ve sonrasında biçimlenen süreç var:

Mehmet Akif Ersoy ülkeye geri dönmüştür. Bu esnada Çanakkale Savaşı vardır. Akif, ülkenin yaşadığı bu sıkıntılı günler karşısında sürekli endişelenmekte, dostları ile şeyhleri isyandan döndürmeye çalışmaktadır. Nihayet Çanakkale Savaşı kazanılır. Ancak Akif, Çanakkale’yi geçemeyenlerin bin bir hile ile yurda bir şekilde geri girdiklerini düşünmekte ve düşüncelerini açıkça ifade ettiği için tehdit almaktadır. Mehmet Akif, Burdur milletvekili olur ve mücadelesini sürdürürken, çocukluk arkadaşı, can dostu Mustafa Sagir’in işgalcilerin ajanı olduğu kısa zamanda ortaya çıkar. Aslında düşman dışarıda değil içeridedir. Akif ve arkadaşlarının vatan mücadelesi nihayete ererken, Akif’ten ülkenin ihtiyacı olan milli marşın sözlerini yazması istenir. Akif yazdığı şiirle birinci seçilir ve şiir mecliste okunur.

Kardeşim de tiyatrocu olduğu için, diğer emeği geçenlerin de hakkını hep teslim etmek gerektiği düşüncesi biraz daha baskın gelir:

Dekor ve kostüm tasarımını Dilek Kaplan’ın, ışık tasarımını Çetin Atay’ın, dans düzenini Burçak Işımer’in ve müziklerini Nedim Yıldız’ın yaptığı oyunda; Mehmet Akif Ersoy’u Ankara Devlet Tiyatrosu sanatçısı Alpay Ulusoy canlandıracak.

Başka bir gün yine ailecek Tâceddin Dergâhını ziyaret etmiş ve sevmiştik. (“Tâceddin Dergâhı-Mehmet Akif Müze Evi”.) Kim ne tarafından bakarsa baksın, hatta ikisi birbiri hakkında ne düşünürse düşünsün, ben hem Akif’i hem Tevfik Fikret’i çok sever ve bu ülkenin önemli yapı taşlarından sayarım.

Oyun çıkışı, değerlendirmemi yazarım.

Mehmet Akif

İzledim. Birkaç not:

  • Önce bir üstteki paragrafa uygun düşecek bir not: Oyunun bir yerinde Akif, tanıdığı üç Tevfik’i çok sevdiğini söyler: Neyzen Tevfik, Tevfik Hoca ve Tevfik Fikret.
  • Oyunun açılışındaki savaşların ille de kadın yüreklerini dağlayan acılarının sahnelendiği bölüm, şiir, beste ve koreografisiyle çok çekici ama durumun doğası gereği çok kasvetli geldi. İlle de kadın yürekleri demem boşuna değil! Savaş söz konusu olduğunda acının da cesaretin de ana adreslerinden biridir o yürekler. Nitekim, yönetmen de oyunun sonunda oyunu “Mustafa Kemal’in Elif’lerine” ithaf etti.
  • Şiir, ezgi ve dansa yakın koreografiler, bu oyunun en önemli parçası… Akif’in içinden geçtiği döneme denk gelen savaş ve mücadele yılları, kavgalı döğüşlü sahnelerle değil ama o sahnelerin kaçınılmaz sonucu olduğu âşikâr duygu kırılmalarıyla yansıtılmış. Bir tür acının şiir hâli denebilir belki…
  • Ezgi demişken… Akif’in şiirlerinin bestelenmiş hâlinin ve bazı türkülerin özellikle enstrumansız, sadece insan sesiyle söylendiği sahneler de çok içe işleyiciydi.
  • Atmosfer onu gerektirse de loş ışık altında akan sahnelerin çokluğu bir süre sonra beni yordu. Loş ışık, perdeye yansıyan görüntüler ve İstiklâl Marşı’nın dizelerinin okunurluğu açısından uygundu. Anlatılanlar da iç açıcı değildi ama işte…
  • Mehmet Akif, kafamdakiyle uyuşmasına uyuştu ama birçok geçişi, alan bilgim dolayısıyla ben mi tamamladım, yoksa herkes için en az benimki kadar kolay tamamlanabilir geçişler mi oldu, emin değilim!
  • Salona girdiğimizde her koltukta, oyunun senaryosunu içeren bir Mehmet Akif kitabı bulmak, sahiden sürprizdi.

Soru... Katkı...