Il Postino yahut Metaforların Dünyasında…

İmge (imaj, metafor)  edebiyat öğretmenlerinin gerçek anlamda öğrencilerine kavratmaları bir parça zor ama bir o kadar da keyifli konu başlıklarındandır. Il Postino, metaforun en yalın haliyle anlatıldığı harika bir film.

Mario, çok az sözcükle, basit cümle yapılarıyla ve en çok da elleriyle konuşan bir adamdır… Sıradan bir balıkçı iken, sevmediği bu iş yerine, artık neredeyse tek sorumluluğu yörede sürgün olarak yaşayan şair Pablo Neruda’ya mektup taşımak olan postacılığa geçince, ufuk çizgisinde de esaslı bir değişim yaşayacaktır. Neruda’yla kurduğu basit iletişim dili zaman içinde sevdiği Beatrice için tam da yüreğinden geçen duyguları karşılayan sözcükleri kullanabildiği başka bir anlatım diline evrilecektir. Neruda, ona yaşadığı dünyanın sözcüklerini kullanmayı fark ettirecektir.

imge (imaj, metafor) en duru, en basit nasıl anlatılır?

Neruda, Mario’ya sözcüklerin büyülü dünyasını açmıştır; hem de hayatın fazla sözcük gerektirmediği bir kıyı kasabasında, sözcük dağarcığı kısıtlı bu adama, metaforların dile kattığı anlatım gücünü hissettirerek…

imge (imaj, metafor)

“-Bay Pablo!

-Metafor…

-Peki, o nedir?

-Metafor mu? Şey… Metafor, nasıl söylesem; bir şey hakkında konuşup başka bir şeyle karşılaştırma…

-Peki bu acaba şiirlerinizde kullandığınız bir şey mi?

-Evet, elbette öyle!…

-Mesela?

-Mesela ‘gökyüzünün gözyaşları’ dediğinde neyi kastedersin?

-Sanırım yağmuru.

-Evet, bravo! İşte bir metafor!

-Öyleyse basitmiş. Peki bunun ismi neden bu kadar zor?
-İnsanların fazla basit ya da fazla karmaşık şeylerle işi olmaz.”

Not: Bu sayfaya bir ders konusu olarak imge (imaj, metafor) aramasıyla gelenlerin aradığı muhtemelen şurada: “Şiirde İmge”.

neruda’nın mario’ya söylediği şu sözler de haşim’e selam dursun:

“Bir şiiri şiir yapan, onu okurken hissettiğin şeylerdir.” (Il Postino’dan)

“Bir şiir açıklandığında sıradanlaşır. Açıklamaktansa hissetmelisin. Bir şiiri şiir yapan, onu okurken hissettiğin şeylerdir. Şiiri ruhunun yorumlaması gerekir.”(Ahmet Haşim, “Şiirde Mana ve Vuzuh”)

derkenar:

(Bu yazıya bir gün yolunuz düşerse Fatma Hoca’m, elbette beni hatırlayacaksınız. Antakya’da yıllar önce sizinle izlediğimiz Postacı filmini tekrar izledim, az önce. O zaman, sizinle güzel bir sinema akşamıydı; şimdi bir ders etkinliğinin parçası…

Yıllar sonra, Ankara’yı benim için güzel kılacak ender insanlardandınız… Ben geldim, siz döndünüz. Biraz hayat yorgunluğu vardı ama Neruda’nın sözünü azcık değiştirerek sorayım: Biz, “İnsan olmaktan yorulmadık.” değil mi?)