Anı (Hatıra) Örneği ve Türün Özellikleri

Çok Şey Yarım Hâlâ kitabında, Ayşe Sarısayın babası ve Türk şiirinin ustalarından Behçet Necatigil‘i edebiyat ve aile yaşantısı içindeki ayrıntılarıyla anlatır. Aşağıdaki satırlar, Ayşe Sarısayın’ın hatıralarındaki hâliyle,  emekli ve baba olarak Behçet Necatigil’in portresinden bir kesiti önümüze koyar. Sarısayın, o dönemde üniversite öğrencisidir.

anı (hatıra)Behçet Necatigil ve kızı yazar Ayşe Sarısayın

anı (hatıra) türünün özellikleri


Aşağıdaki bölümde, renkli olarak eklenmiş notların üzerine gelindiğinde, ilgili satırlarla örneklenen kısa bilgiler görülecektir.

& ANI geçmişin izi “Emekli olduktan sonra neredeyse tüm gününü evde çalışarak geçirmeye başlamıştı babam. Ama yine de sabahları çok erken kalkar, çayı demler; okula geç kalmamamız için bizi uyandırmaya çalışırdı. Sabah uykusunu çok sevdiğim için, üniversite öğrencisi olmama rağmen onun beni uyandırmasına muhtaçtım! Babamın defalarca odama gelmesine üzülür, her akşam kendime söz verirdim ertesi sabah onun ilk gelişinde kalkacağıma dair. Ama bu sözü hiç tutamazdım. Sabırla odamın kapısından başını uzatır, “Ayşe, kalk artık” der ve giderdi. Ses tonu hiç değişmezdi. Annem söylenirdi, “alıştırdın bu çocukları böyle, saati kurup kalkmaları gerekirken sana güveniyorlar” diye. “Boşver, işimiz gırgır” olurdu yanıtı.

(…)

Gün içinde çalışmasına ara vererek yaptığı bazı işler; odasından çıkıp kendisine kahve pişirmesi ya da mutfağa girip yemek yapması, söylediği gibi sadece kendisini rahatlatmak için miydi, yoksa bu davranışlarında kimseye yük olmama veya annemin üzerindeki yükü biraz olsun azaltma çabası mı vardı? Neredeyse tüm yaşamını sorumluluklarına ve kimseye yük olmamaya göre yönlendirdiğini hem gündelik yaşantımızdaki davranışlarında, hem de şiirlerinde çok açık görüyoruz: & ANI belge özelliği

Ölü Utanıyor

Elim hiçbir işe yatmadı,

Ömür sürdüm faydasız.

Yaşamaz ölürdüm

Siz olmasanız.

Pek çoğunuz benim için sıkıntıya girdi,

Sırtınızda yük gibiydim adeta.

Bir yardımınız daha lazım şimdi

Size zahmet, son defa.

Ormanlardan odunumu getirdiğiniz gibi,

Fırınlarda hamurumu pişirdiğiniz gibi,

Lütfen beni mezarıma bırakıverin

Bildiğiniz gibi.

& ANI öznellik Lise ve üniversite yıllarımda sık sık evimize gelip kalan yakın arkadaşlarım, yaşantımızı yadırgarlardı biraz. Genelde klasik yapıdaki, “baba” otoritesinin hakim olduğu evlere pek benzemiyordu bizim evimiz. Herkesin babası “dışarıda” çalışırken, benim babam hep evde çalışıyordu. Onlar eşlerinden ve çocuklarından hizmet beklerken, babam bize hizmet ediyordu adeta. Üniversite öğrenciliğim sırasında, final dönemlerinde iki veya üç arkadaşımla birlikte ders çalışırdık. Haziran-Temmuz aylarındaki sınavlarda, bazen annem yazlık eve gider, babam Beşiktaş’ta bizimle kalırdı. Gündüzleri genellikle dışarda olur, akşamüstü eve geldiğimizde yemeği hazır bulurduk. Bazen bizi zorla mutfaktan çıkarır, bulaşıkları da kendisi yıkardı. Arkadaşlarım şaşkınlıkla izlerdi babamın bu davranışlarını; özellikle o yıllardaki alışılmış “baba” görüntüsünden çok uzak, sıra dışı bir durumdu bu.” (Ayşe Sarısayın, “Çok Şey Yarım Hâlâ”)