Okulsuz Toplum (Ivan Illich, 1971)

İlahiyat ve felsefe eğitimi alan, tarih alanında doktora yapan, bir katolik üniversitesinde rektör yardımcısı olarak çalışan Ivan Illich’in Okulsuz Toplum (1971) kitabı, Covid-19 salgını sonrasında daha çok öne çıkan alternatif eğitim arayışlarına yarım yüzyıl öncesinden işaret eden bir kitap. Illich, özünde, bireylerin öğrenme ihtiyaçlarının “okul”dan bağımsız karşılanabileceğini savunuyor ve bunun nasıl olması gerektiğine dair öneriler sunuyor.

Tekrarlar dolayısıyla, birbiriyle bağlantılı gibi görünen ama bağımsız bölümler gibi de okunabilen başlıkların genelinde; okulun varlık nedeni sorgulanmış, olmasa da olur hatta daha iyi olur tezi temellendirilmeye çalışılmış ve son bölümde dört parçalı bir “öğrenme/fırsat ağı” önerisinde bulunulmuş.

okulsuz toplum

okulun varlık nedeni ve gerçek öğrenmenin önünü açmak yerine, gerçekte işlevi nedir?

Ivan Illich’e göre;

  • Okul, yoksul ve zengin sınıfların çocuklarına adil bir eğitim ortamı ve olanağı sağlamıyor. Aynı ortamda bir araya gelinse bile, farklı maddi, kültürel, sosyal koşul ve deneyimlerden gelen çocuklar eşit bir öğrenme sürecinin içinde bile aynı sonuçlara ulaşamıyor.

Açıkça görülüyor olmalıdır ki eşit standarttaki okullara gitseler bile fakir bir çocuğun zengin bir çocuğa yetişmesi mümkün değildir. Aynı yaşta denk okullara gitmeye başlasalar dahi fakir çocuklar, orta sınıf çocukların erişebileceği birçok eğitim faaliyetinden mahrum kalır. Bu avantajlar, evdeki sohbetlerden ve kitaplardan tatil seyahatlerine, kendine bakış şeklinden hem okul içinde hem de okul dışında katılabileceği etkinliklere kadar uzanır. Bu yüzden fakir çocuklar, ilerleme veya öğrenme için okula bağlı olduğu sürece genellikle geride kalırlar.”

  • Okullara yapılan yatırımlar, öğrencilerin okul ortamında her istediğinde, gerek duyduğu zaman erişebileceği anlamına gelmiyor. Okullardaki mevcut fiziksel donanımlar, ders programlarının gerektirdiği zaman aralıklarında öğrencilere açık tutuluyor; her isteyen her ulaşmak istediğinde bunu yapamıyor. (Ivan Illich, bu nedenle, fonlamanın kurumlara değil, öğrenimi talep eden bireylere yapılmasından yana.)

“Yoksulların, orantısız olduğu iddia edilen eksikliklerini gidermek için sertifika almaya değil, öğrenimleri için fon yardımı (ek ödeme) almaya ihtiyaçları vardır.”

  • Okul, modern dünyanın “yeni dünya kilisesi” konumundadır. Hayatı biçimlendiren değerler, ilkeler ve kurallar bütünü, okulun “gizli müfredatı”yla bireylere aşılanmakta, mezunlar yoluyla da toplumlara yayılmaktadır. Okul, hayatı yönlendiren, hayat görüşlerini oluşturan, yasal olanın sınırlarını çizen bir etki alanına sahiptir. (Yazar, okulla gelen bu değerlerin, birer kurumsal metaya dönüştüğünü belirterek, maddi olmayan ihtiyaçların metalaştığında kültürel yozlaşmayı da hızlandırdığını ileri sürüyor.)

okulsuz toplum

çözüm yolu: okulsuz toplum

Ivan Illich cephesinde, öğrenmenin tek adresi okul değildir. Öğrenen için, anlamlı bir konu/ problem etrafında öğrenme süreci daha etkili olacaktır.

Öğrenmenin çoğu kendiliğinden, tesadüfen gerçekleşir ki kasıtlı öğrenmenin de çoğu programlanmış yönergeler sonucu gerçekleşmez. Normal çocuklar ilk dillerini kendiliğinden öğrenirler, tabii ebeveynleri özen gösterirse daha hızlı öğrenirler. İkinci bir dili iyi öğrenen insanlar ise bunu genellikle yaşam koşullarına bağlı olarak öğrenir, programlanmış eğitimle değil. Büyükanne/büyükbabalarıyla yaşamaya giderler, seyahate çıkarlar veya bir yabancıya âşık olurlar. Okumadaki akıcılık da sıklıkla okul dışı aktivitelerin sonucunda gelişir. Fazla okuyan ve bunu severek yapan insanların çoğu, bu alışkanlığı okulda edinmediklerini belirtir, iyi sorgulandığında bu illüzyonu kolayca bir kenara bırakırlar.”

Ivan Illich, aslında günümüzde örnekleri gittikçe çoğalan bazı uygulamalara, 1970’lerde işaret eder. Okulsuz toplum için somut önerileri:

  • Okulsuz toplum için başlangıç sorusu:

    “Kişi ne öğrenmelidir?” sorusuyla değil, “Hangi seviyedeki insanlar öğrenici olarak öğrenme eylemi için bir ilişkiye girmeyi istemektedir?” sorusuyla işe başlanmalıdır.

  • Öğrenci ihtiyaçlarına ve ilgi alanlarına yönelik bireysel öğrenme olanakları sağlanmalı; öğretmenin işlevi, öğrenme sürecine destek olmalıdır.
  • Öğrenme ortamı sanıldığı gibi okuldan ibaret değildir. Her yer, kurum ve kuruluş, bilinçli bir öğrenme alanına dönüşebilir. Öğrenmeye talip olanlar, yerinde öğrenir.
  • İyi bir yapılandırma ile iyi çalışacağını düşündüğü okulsuz toplum için dört çalışma/öğrenme/fırsat ağı önerir:
    1. Eğitim amaçları için kaynak hizmetinin sağlanması (Eğitim araç ve ortamları havuzunun oluşturulması)
    2. Yetenek değişimleri (Öğrenme taleplerini karşılayacak bilgi ve yetenek sahiplerinin belirlenmesi, öğrenci ve eğiticilerin eşleştirilmesi)
    3. Benzerlerin eşleşmesi (Aynı alana ilgi duyan, benzer düzeydeki kişilerin bir araya gelebilmesine olanak sağlanması)
    4. Serbest eğiticilere kaynak hizmeti (Profesyonel eğitici havuzunun oluşturulması)

okulsuz toplum

(“Öğrenme ağları” ifadesinin ERG’nin “Öğretmen Ağı” oluşumuna fikir verip vermediğini merak ettim.)

“Kaliteli bir eğitim sistemi şu üç amacı gerçekleştirmeye çalışmalıdır: Yaşamının herhangi bir anında mevcut kaynaklara ulaşmak suretiyle bir öğrenim gerçekleştirmek isteyen herkese imkân sağlamalıdır. Bilgi sahibi olanların, bu bilgilerini paylaşmaları konusunda kendilerinden bir şeyler öğrenmek isteyenleri bulmalarına yetki tanımalıdır. Halka, yeteneklerinin ortaya çıkmasını sağlayabilecek bir imkân olarak, bir konuyu onlara sunmak isteyenler için gereken her türlü olanağı sağlamalıdır. Böylesi bir sistem eğitim için yasal garantiyi gerektirmektedir. Öğrenciler zorunlu bir müfredat programına katılmaya zorlanmamalıdır ya da bir diploma veya sertifika edinme gibi bir ayrımcılığa tabi tutulmamalıdır.”

Bu kitaptan yarım yüzyıl sonra, internetle gelen bilgiye erişim, farklı öğrenme platformları, öğrenme toplulukları ve parasal fonlanma olanaklarına bakınca; Ivan İllich’in 1970’lerin başında, içinden daktilo, teyp, kaset geçen teknoloji terimleriyle bilgi ve deneyimin yaygınlaştırılmasına yönelik görüşleri, bugün büyük ölçüde karşılık bulmuş durumda denebilir. Buna karşılık; okulsuz toplum modeli uğruna tüm bir müfredatı, devletlerin gizli ajandası gibi gördüğü kısımlar neyse de öğrenme tasarımları ile ölçme ve değerlendirmeyi neredeyse çöpe attığı kısımlar, öyle hayat bulmamış. :)

Ek olarak son bölümün özellikle dikkatimi çektiğini belirtmeliyim. Modern dünyanın ateşi çalıp uygarlığın fitilini yakan mitolojik kahramanı Prometheus yerine kardeşi Epimethous’u ve yanlış yorumlandığını düşündüğü Pandora’nın kutusunu koyduğu kısım çarpıcı. Bir an Jose Saramago’nun Kabil romanına geçiş yaptığımı hissettim.

*** Ivan Illich, Okulsuz Toplum, Şule Yay., Eylül 2020 (65.baskı, Çeviren: Kübra Öztürk)

derkenar:

Blogun “hakkında” kısmını güncellediğimde, artık okumaya devam ama not alma ve yazma tembeli olmak istiyorum çünkü sadece okumak istiyorum demeye getirmiştim. Hal böyleyken Twitter’da #egtkonus’tan sonra yeni bir etkinliğin içinde ve dolayısıyla yine  kendimi not alırken buldum. Çevrim içi bir okuma kulübü fikri başlı başına güzeldi; fikrin gerçeğe dönüşmüş hâli çok güzel oldu. Bazılarını Fark Yaratan Eğitim kitabıyla ilgili yazdığım blog notum dolayısıyla tanıyordum, bir öğretmenimle yıllar önce aynı okulun farklı kademelerinde görev yapmıştık, birçoğunu eğitimci ya da eğitime yakınlığı ile takip etmekteydim. Hepsiyle aynı saatte, aynı kitapların etrafında bir araya gelmek, sesime ses bulmak ruhuma iyi geldi. Uzun soluklu, hem #raftancana hem candan cana bir çevrim içi okuma kulübü olsun, çok isterim. Bu tam da İvan İllich’in Okulsuz Toplum kitabında tanımladığı, ortak ilgi alanlarında “benzerlerini arama” ihtiyacının da somut bir çıktısı :) Her şeyi başlatan yahut benim için öyle olan tweet Kamil Kasacı’ya ait.

#raftancana

Raftan Cana, Keyifli Bir Kafile

#Raftancana Günlükleri

İlgili:

Eğitim: Bir Kitle İmha Silahı (John Taylor Gatto)

 

özet