Okuma, Yazma Derken…

Aklımdan geçenlerin çok güzel bir örneğiydi. Bildirinin çıkış noktasında, “yazma” eyleminin öğretilebilir olduğu ve bu çerçevede öğrenciyi geliştirmek için mevcut bir örneği “taklit”le işe başlatmanın kolaylaştıracağı savı vardı. Sunumda “taklit” sözcüğü sıklıkla geçtiyse de bu sürece, aslında bir metni çözerek benzeri yeni bir metin üretme demek daha doğru olacak. Aşama aşama okuma, anlama, çözme; benzeri yapılarla ilmek ilmek yeniden dokuma…Sunumu, Başkent Üniversitesi’nden Yrd.Doç.Dr.Nermin Yazıcı paylaştı: “Yazma Öğretimi: Metin Çıkışlı Uygulamalar”

Nermin Hanım’ın yazmaya dair dikkatimizi çektiği somut örneklerin bende tetiklediği düşünceler daha çok okumaya yönelikti:

Edebiyat okumalarının, içerikle sınırlı tutulmasını ve içeriğin “Ne anladık? Sen ne düşünüyorsun? Senin hayatında da bunun örnekleri var mı?” sınırında gezilmesini hep eksik bulurum. Bu tür bir ders anlayışı için edebiyat kitaplarına gerek olmadığını, her tür araç gereç üstünden bu tür konuların konuşulabileceğini söylerim. Edebiyat öğretmenliği ile ahlak öğretmenliğinin karıştırılmaması gerektiğini vurgularım; üstelik değerleri çok güçlü bir insan olmama ve değer eğitimini çok önemsememe rağmen bunun altını hep çizerim…Edebiyat öğretmeninin işi “edebiyat öğretmenliği” ise, edebî olanın dildeki karşılığını, örüntüsünü, yapılarını ve dış gerçekliğin edebiyatın diline dönüşümünü sezdirmek de asıl işi olmalıdır diye düşünürüm. Öğretmen bunu yaparken, bir dolu değeri de kendiliğinden kavratır zaten. Böyle inanırım.