Beyaz Geceler (Fyodor Dostoyevski) ve Bir Hayalperest

Devamı uzun bir otobüs yolculuğuna iyi gelir düşüncesiyle önden okumaya başladığım Petersburg (Andrey Belıy) romanının giriş bilgileri, nasılsa yolculuğa daha var diye araya, Dostoyevski’nin Beyaz Geceler’ini aldırdı. Giriş bilgilerinde, her iki kitabın yazarının Petersburg’u anlatımındaki farklılıklar vardı. E, nitelik gibi nicelik de karşılaştırma dışı tutulmalı :) Beyaz Geceler, klasik Varlık kitapları boyutunda 80 sayfa iken, Petersburg 765 sayfa. İlki naif bir aşk hikayesini, diğeri 1905 Rus devrimi sürecinin kaotik ortamını anlatıyor.

Beyaz Geceler… Toplam dört Petersburg gecesinde yaşanan naif bir gönül hikayesi…

beyaz geceler ve bir hayalperest

Petersburg’un sakinlerinin yaz dolayısıyla “sayfiyeye göç ettiği”, loş beyaz gecelerinden birinde, rıhtımda aylak aylak dolanan, mazbut bir geliri ve sıradan bir hayatı  olan, hayatının tek rengi yaşlı bir hizmetliyle oturduğu yalnız evinde geceler boyu kurduğu hayallerden ibaret bir genç adam…Petersburg, onun için evleriyle, insanlarıyla, farklı semtleriyle farklı hayatlar yaşayan bir canlı yapı… Sıradan bir hayatın sahibi olarak, Petersburg’un sokaklarının dokusundan beslenmeye çalışır; mesela sık karşılaştığı bir yaşlı adamla artık tanışıklık ilgisi kurabilecek bir bakışmayı anlatmaya değer görür.

Beyaz Geceler

Genç adamın rıhtımda gezindiği aynı akşam, dalgınlığıyla ve mutsuzluğuyla dikkatini çeken, sonra adının Nastenka olduğunu öğrendiği 17 yaşında bir genç kız… Nastenka, ninesiyle birlikte yaşayan bir genç kızdır. Gözleri görmeyen nine, kızın bir hatasından ötürü kendince bir önlem almış ve onun eteğini kendi eteğine çengelli iğne ile tutturmuştur. Hayatları birbirine çengelli iğne ile iliştirilmiş bir ömrü paylaşır olmuşlardır.:) Evlerine aldıkları genççe yakışıklı bekar kiracıya tutulmuş; kiracının bir yıllık görevi dolayısıyla Moskova’ya gitmesi üzerine kız, ona duygularını açmış ve ondan da evlilik sözü almıştır. Geçen bir yılın sonunda rıhtımda mutsuzca duran genç kız, sevgilinin döndüğünü öğrendiği halde ondan haber alamamışlığın huzursuzluğunu yaşamaktadır.

Genç kız bir yabancı tarafından rahatsız edilince, anlatıcı genç adam devreye girer ve ona evine kadar eşlik eder. Bu, genç adamın genç kızdan etkilendiği “birinci gece”dir. Genç adamın isteği üzerine buluştukları “ikinci gece”, genç adamın Petersburg’u ve kendinin ne denli hayalci olduğunu anlattığı bir zaman dilimini içerir. Nastenka da kendi hikayesini anlatır.

“Üçüncü gece”, Nastenka’nın hikayesindeki sevgili için yazılmış mektubu ilgili adrese götüren genç adamın gizlemeye çalıştığı aşkı ve Nastenka’nın umutsuz bekleyişi vardır. “Dördüncü gece”, sevgiliden umut kesilmiş; Nastenka genç adamın aşkına karşılık vermeye karar vermiş, gelecek planları bile yapılmıştır. Derken… Sevgili ortaya çıkar; genç kız ona gider; ertesi gün bir mektupla özür diler.

Böyle özetleyince, genç kıza kızılabilir gibidir; ama tüm bu gelişmeleri anlatan genç adamın dilinden, Dostoyevski’nin anlamlandırdığı ruh hallerinin satır aralarından geçince, kimseye kızılamıyor tabii…

(Roman mı, “uzun hikaye” mi demeli bilemediğim bu küçük kitap, okurda, Kürk Mantolu Madonna hüznünde bir tortu bırakıyor.)

beyaz geceler ve iki çeviri

İki Beyaz Geceler çevirisi ve aslında bildik, olağan bir dil farklılığı… Yine de “Dostoyevski’nin dili kullanması nasıldır?” diye düşündürtüyor tabii… Sadece ilk paragrafların örneği:

İlk baktığım, 1967 yılı baskısı ve Nihal Yalaza Taluy’a ait:

“O adam
Kalbinin yakınında
Olsun diye mi yaratılmıştı?
İvan Turgenyev

 

BİRİNCİ GECE

Nefis bir geceydi. Tıpkı gençlik devirlerimizdeki gibi bir geceydi aziz okuyucu. Gök o kadar yıldızlı, öyle açıktı ki, insan başını kaldırınca ister istemez, ‘Şu göğün altında çeşit çeşit hırçının, huysuzun bulunması mümkün mü?” diye soraktan kendini alamıyordu. Bu soru da salt genç işi, burcu burcu gençlik kokan bir sorudur aziz okuyucum. Tanrı bu sorunun sizin aklınıza da sık sık gelmesini nasibetsin. Hırçın, huysuz insanlardan bahsedince o günkü uslu halimi hatırladım. Sabahtan beri içimde tuhaf bir sıkıntı vardı. Sanki hepsi beni yapayalnız bırakmış, bana sırt çevirmişlerdi.” (Varlık Yayınları, 1967, şu baskı)

 

İkinci örnek, Cumhuriyet’in  “Dünya Klasikleri Dizisi”nden. Çevirmen, Mehmet Özgül:

“Yoksa o, bir anlık da olsa, senin gönlüne
Yakın olsun diye mi yaratıldı?
İvan Turgenyev

BİRİNCİ GECE

Sevgili okuyucum,, o öylesine güzel bir geceydi ki, böylesini ancak gençliğimizde görebiliriz! Gökyüzünün aydınlığına, yıldızların parlaklığına bakıp bakıp da, “Böyle bir göğün altında insan nasıl olur da öfke duyar, hırçınlaşabilir?” diye düşünürsünüz. Ama bu düşünce de gençler içindir, sevgili okuyucum, hem de çok gençler için. Dilerim, sizin de gönlünüz uzun süre genç kalsın.

Hırçınlardan, Öfkeli insanlardan söz açılmışken bütün o günkü uysallığımı anımsamadan edemeyeceğim. Sabahın ilk saatlerinde bunaltıcı, tuhaf bir can sıkıntısı doldurmuştu yüreğimi. Benim gibi yalnız bir adamı, herkes terk ediyormuş, herkes benden kaçıyormuş gibi bir duygu vardı içimde.”(Cumhuriyet, 1999, şu baskı)

(Ayrıca bakılabilir: Nilüfer Dennisova, Hayalperest’in Türkçedeki Yolculuğu Fedor Dostoyevski ve Beyaz Geceler)

*** Dostoyevski, Beyaz Geceler, Varlık Yay., 2002 (çevirmen: Nihal Yalaza Taluy)