“Portobello 22”de Soluklanarak

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın gözünde, hocası Yahya Kemal’in dersleri, bir noktadan başlayıp halka halka açılan geniş bir okuma evrenini kapsar. Öğrenci olduğum dönemde ilgimi çeken bu dünyalar açma maharetinin uygulamada pek öyle olmadığını görmüştüm. Öğrenci bu tür bir öğrenme biçimini çok zorlayıcı ve bilgiyi toparlamakta zorlandığı bir süreç olarak algılayabiliyor; tek hatlı, duraklarını kolay belirleyebildiği bir bilgi akışını daha çok tercih ediyor. İki gündür okumaya başladığım Yekta Kopan’ın Bir de Baktım Yoksun kitabında yer alan “Portobello 22” öyküsü, içimde yine halka halka açılan dünyaların çekiciliğini depreştirdi.

Bir de Baktım Yoksun

George Orwell’in evi

“Portobello 22”, elindeki fotoğraflara bakarak geçmişte Londra’ya yaptığı geziye dair anılarına dalan bir genç adamın öyküsü… Genç adam, babasının bir dileğini benimseyerek ve yine babasının önerisiyle, Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü kitabını, Londrada’ki ünlü yazar ve şairlerin evlerinin bulunduğu ya da adlarının verildiği alanlarda okuyor. Böylece öyküde George Orwell, Charles Dickens, Keats gibi yazar ve şairlerin adı geçiyor… Bu kadar da değil; başka alanlardan bir dolu ad daha bu öyküde yer alıyor…

Daha serbest okumalar yapabildiğimiz bir derste, böyle bir öyküyü okuyarak, geçen her ad etrafında bir süre konuşarak ilerlense, çok güzel bir okuma/hatırlama/öğrenme evreni oluşturabilir bence. Denemekte yarar var. “Sınavda çıkar mı? Bunları not alalım mı?” sorularını baştan kesmek koşuluyla…

(Bu arada Bir de Baktım Yoksun, derinliği sadeliğinde saklı kitaplardan. Sevdim.)

*** Yekta Kopan, Bir de Baktım Yoksun, Can Yay., 2009