Psikanalizin Baktığı Yerden “Okumak ve Anlamak”-2

Okumak ve Anlamak (Michel Schneider), bir eserin veya bir yazarın hayatının satır aralarını psikanalizin merceğinden okumaya ve yorumlamaya dayalı, 10 alt bölümden oluşan bir kitap. Vladimir Nabokov, Henry James ve Marcel Proust roman ve öyküleriyle; Fernando Pessoa şiirleriyle, Arthur Schnitzler oyunlarıyla, Rancé hayatıyla bu mercekten geçer. Kitapta, psikanalist dünyanın önemli isimleri Lacan, Freud ve bir doktor olarak kendisine ayrılmış bölümler de yer almıştır.

Nabokov ve Lacan’la ilgili bölüm şurada

“ne düşünüyorsun?”

“Ne Düşünüyorsun?”, Freud’a ayrılmış ve ona sorularla ilerleyen, onun yaklaşımının özünü arayan bir bölüm.

“geçmişteki imge”

Okumak ve Anlamak

Henry James

“Geçmişteki İmge”, Henry James’in “Hugh Merrow” öyküsünün tam metninin de yer aldığı, hem öyküyü hem değerlendirmeleri ilgiyle okuduğum bir bölüm oldu. “Hugh Merrow”, çocukları olmayan genç bir çiftin, bir sergide çok beğendikleri bir çocuk resminin benzerini, ressam H.Merrow’dan istemeleri üzerine kurulu. Son cümlesi, bu bölümün de ruhuna uygun: “Ah bir de işin sonunu getirebilseydi.” Schneider, öyküdeki tamamlanamamışlık durumunu, yazarı Henry James için belirleyici bir kavram olarak almış ve onun eserlerindeki bu bilinçli tamamlanmamışlıkların arka planını değerlendirmeye odaklanmıştır. Bilinçli eksik bırakış, arayışın devamlılığını gösterir. Eserlere sinmiş bilinçli açık etmemeyi de, bölüm sonunda:

“Arkasında ne olduğu (özellikle de ne olmadığı) görünmesin diye bitmek bilmeden yazılmış, okura sunulmuş bir kapı…”

diyerek, Henry James’in çocukluğundaki Louvre Müzesi gezisinden iz kalan bir karabasana bağlar.

“kimse”

Okumak ve Anlamak

Fernando Pessoa

Fernando Pessoa’ya ayrılmış bölümün adı, “pessoa” sözcüğünün anlamıdır: “Kimse”. Pessoa’nın “ne güzel dizeleri varmış” dediğim şiirlerinden örnekler verilerek hayatının kırık dönemeçlerinin izi sürülmüş. (Bölümü okurken, daha önce okuduğum Requiem’i hatırladım.)  Fernando Pessoa, farklı imzalarla farklı tarzlarda (heteronim) şiirler yazmış Portekizli bir şairdir.

“Parçalara ayrılmış, parçalarından başka hiçbir meskeni olmayan şair.”

Schneider’ın “Ölçüsüz bir uydurma becerisi mi, yoksa bir patoloji mi?” diye sorduğu soruya verdiği yanıt, Pessoa’nın çocukluğuna çıkacaktır:

“Şiir, çocukluk, yalan: Kendini ifade etmenin üç yolu…”

İnsanın kendini maskelerin yahut uydurma adların arkasına saklamasının ne nedeni olabilir? Mesela Stendhal, “beğenilmeme korkusunu saklamak için kurnaz lakaplar uydurur”. Pessoa’nın 16 ismi ne anlama gelir?

“Pessoa için heteronim başka bir gereklilik arz etmektedir: Yazmak için isim, var olmak için isim. Kendine bir veya birçok isim vermek ve Pessoa’nın durumundaki gibi bunu son derece müsrif bir şekide yapmak, taşınan ismin yetersiz sınırları içindeki kişinin reddiyle ve arzuları doğrultusunda kendine başka kaderler yaratmakla alakalıdır her zaman.”

“soysuz ölüm”

“Soysuz Ölüm”, 17.yyılda yaşamış Armand-Jean Le Bouthillier yahut bilindik adıyla Senyör Rancé (Notre-Dame de Trappe Manastırı’nın reformcu başrahibi) ile yakın dönemde yaşamış ve yazarın danışanı olmuş bir kadının hayatlarına ölümle gelen değişimin karşılaştırmalı analizini içerir. Rancé, sevdiği kadının ölümünü ve ölüsünü gördükten sonra, önceki bohem hayatını değiştirip inzivaya çekilmiş; kadınsa evliyken de aldattığı kocasının ölümünden sonra, kendisini başka erkeklerin efendiliğinde sadomazoşizmin kollarına bıraktığı aşağılanmış bir hayat sürmeye başlamıştır. Her ikisi de olması gereken yas sürecini yaşamaktan kaçmıştır. Psikanalist eleştirmen, bunun nedenlerini arar bu bölümde.

“kadere soru” ve “karanlık arzu”

“Kadere Soru” bölümünde, Freud ve Arthur Schnitzler’in “edebiyat ve psikanaliz”e ilgileri karşılaştırmalı olarak verilmiş. Her ikisi de edebiyatta insanın bilinçaltı dehlizlerinin anahtarlarını aradığı kadar edebiyatta var olmak istediklerini de saklamamışlar. Yazmamış olsa da Freud’un bir roman yazma hevesi varmış:

“Aklımda, bir psikanalist olarak deneyimlerimi kullanıp romanlar kurguluyorum; arzum bir roman yazmak.”

Arthur Schnitzler, roman ve oyunlar yazmış ve edebiyatın ustaları arasına girmiş. Bir Stanley Kubrick hayranı olarak vizyona girer girmez izlediğim Gözü Tamamen Kapalı filminin dayandığı roman da Schnitzler’in.

Okumak ve Anlamak

“Karanlık Arzu”, Arthur Schnitzler’in “Çember” oyununa ayrılmış. “Çember”in konusu ve kurgusu ilginç: “Baştan çıkarmak, almak ve terk etmek” eylemleri etrafında bir araya gelen 10 kişinin öyküsüdür ama 10 kişi birbiriyle ilgili de olsa aynı anı paylaşmazlar.

“Bir sonraki sahnenin ilk karakteri, bir öncekinin ikinci karakteridir. Biri, yeni eşinin kollarında bir öncekinin izini taşır.(…) Bu şekilde birleştirilen çember uzun bir cümledir; içeriğindeki kimi zaman sevmek, kimi zaman arzulamak fiilleri anlamı bozar ve tüm doğrusallığı engeller. A, D’yi seven ve C’yi arzulayan B’yi sever. Ortaya şöyle bir tablo çıkar: Fahişe, onu arzulayan kontu seven aktrisi arzulayan şairi seven hoppa işçi kızı arzulayan kocasını seven genç kadını arzulayan genç adamı seven hizmetçiyi arzulayan askeri sevmektedir.”

Bir izin bitmeyen takibi…

“bilmiyormuşum gibi yap”

“Bilmiyormuşum Gibi Yap”, Proust’la annesi arasındaki bağın, Kayıp Zaman Peşinde’nin nasıl arka planını oluşturduğuna dair bir metin. Bölümün sözcük yoğunluğu çıkarılsa herhalde “anne” ve “eşcinsellik” ilk iki sırada yer alır. Proust’un yazar kimliğinin ve eşcinselliğinin kaynağında annesinin izini sürmek…

Bir not olarak düşmek gerek belki: Okumak ve Anlamak’ta bahsi geçen hemen bütün yazarların eşcinselliğinin altı kalın kalın çizilmiş.

Ve bir not daha: Okumak ve Anlamak’ın sonlarına doğru gelirken, benim anladığım edebiyatın ve edebiyat eleştirisinin epeyce farklı olduğunu; ve dahi edebiyatı hastaya tanı koymanın belgesi gibi kullanır görünen psikanalitik eleştirinin bana bi parça uzak olduğunu saklamayacağım.

Devamı, şurada.

***Michel Schneider, Okumak ve Anlamak, Kolektif Kitap, 2016 (Çeviren: Nazlı Ceyhan Sümter)