Stefan Zweig’ın Gözünden Casanova ve Sanat

Stefan Zweig, Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar kitabında, Stendhal,Tolstoy ve Casanova’yı hayata imza atan birer kimlik olarak irdelemiş. Kitabın başlığına ve adının yan yana geçtiği kişilere bakınca, “Casanova’nın nesini yüceltmiş ki?” diye düşünülebilir. Belki bu nedenle, Zweig, öncelikle kendi bakış açısını ortaya koymakta yarar görmüş olmalı:

“Hayatı boyunca göstermiş olduğu cüret sayesinde, sefil bir komedyenin oğlu, sabık bir ‘papaz, bir asker kaçağı, kağıt oyununda hile yapan biri ve ‘ünlü bir çapkın’ olan bu adam (Paris polis müdürü onun ayırt edici özelliklerini bu şekilde tanımlıyor), imparatorlar ve krallarla sıkı fıkı olmayı ve hayatının sonunda da soyluların sonuncusu olan Prens de Ligne’in kollarında ölmeyi başarıyor; yine aynı cüretle, serseri hayali, dıştan bakıldığı zaman küçük hoş bir ruhtan, bir unus ex muftis’ den [sıradan bir insandan], zamanın kasırgası. içerisinde dağılıp gidecek bir parça külden başka bir şey olmadığı halde, ölümsüzlerin arasına girmeyi beceriyor.”

Giacomo Casanova, iyi eğitim görmüştür, operacı bir annenin oğludur. Çevresinde çok yakışıklı, birikimli bir entellektüel olarak tanınır ve hayranlık uyandırır. Edebiyata bulaşmışlığı da vardır. Kendince eserler vermiştir ve bu noktada Zweig’ın dikkat çektiği nokta “yaşamışlık”tır:

“Her gerçek sanatçı, hayatının büyük bir bölümünü yalnızlık içerisinde ve kendisiyle yaratış süreci arasındaki düello ile geçirir; hayatın arzu edilen çeşitliliğini tatmak, sanatçı için, ancak yaratışın aynası içerisinde mümkündür. Yalnızca yaşamak için yaşayan, yaratıcı olmayan, zevk almakla yetinen bir kimse hür olabilir ve çılgınca yaşayabilir. Kendisine birtakım gayeler koyan bir insan, güzel maceraların yanından geçip gider: Bir sanatçı çoğu zaman yaşamak fırsatını kaçırdığı şeyleri anlatır.”

Casanova, hayatı yazanlardan değil, yaşayanlardandır. Yaşamış ve birikimini, Hatıralar’ında paylaşmıştır. Zweig’ın yazıklanarak yaptığı tespitte, altını çizdiğim satırlarda akademisyenlere minik bir gönderme vardır:) :

Ama ne tuhaf şey, Arkadiya’nın bütün o ünlü ve yüce şairleri, onun yurttaşı olan ‘tanrısal’ Metastasio, soylu Parini ve “bütün öteki şairler, kütüphanelerin karmakarışık yığını içerisinde filologlara yem olurken, onun adı, saygılı bir gülümseme ile, bugün bütün dudaklarda yaşamaya devam ediyor. Ve bir aşk İlyada’sı olan eseri de büyük bir olasılıkla, Gerusalemme liberata ve Pastor fido gibi artık hiç kimsenin okumadığı o eski saygıdeğer eserler kütüphanelerde tozlar altında unutulup gittikten çok sonra bile, yaşamaya ve tutkulu okuyucular bulmaya devam edecektir. Bu madrabaz oyuncu, cüretli bir hamle ile, Dante ve Boccacio’dan bu yana, İtalya’nın bütün şairlerini mat etmiştir.”

İlginç bir adamdır Casanova; gözü karadır, kör bir cesareti vardır. Ortamları kendi lehine çevirmeyi başarır. Bir kadın sesine, tüm planlarını alt üst edebilir. Hiç anlamadığı işlerin en büyük projecisi gibi ortaya çıkabilir. Kibardır ama çıkarları doğrultusunda çoğu kez aşağılık bir kimliği yansıtır.

Tembel yaz günlerine uygun hafif bir okuma olarak, 18.yyıl çapkını Casanova da “elif”in günlüğüne eklenmiş oldu. Zweig, Casanova’yı şanına yakışır nitelemelerle de anlatıyor ama Google’dan o nitelemelerin izinde kimseyi talep etmediğim için yazmayacağım :)

*** Stefan Zweig, Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar, Türkiye İş Bankası Kültür Yay., 1995  (çeviren: Dr.Ayda Yörükân)

Yorum: “Stefan Zweig’ın Gözünden Casanova ve Sanat

  • zweig, “kendi hayatının şiirini yazanlar” adlı biyografik eserinde casanova için ” o tam bir şarlatandı!” diyor. zannedersem bu sıfat kitabın casanova bölümünün özeti olmaya yetiyor. hiç bir emek vermeden dünyanın sayılı şairleri arasına girmeyi de başarıyor ama bu da onun farklılığı.

Comments are closed.