Sunay Akın’ın “Tek Kişilik Gösteri”si

ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde bir “tek kişilik gösteri”…

Sunay Akın, belleğimde hep Ganita ile aynı yerde durur. Belki bir kez, bir televizyon programında Ganita’yı ondan dinlemişliğim vardır, o kadar. Orası,  bendeki izleriyle, çokça da kır kahvesi haliyle hatırladığım bir yerdir. Kır kahvesi ama ne çok sohbet biriktirmiş bir yer… Sıradan biri gibi ama ne çok bilgi biriktirmiş bir adam…Trabzon…

“Tek kişilik gösteri”sinde o kadar çok şey anlattı ki Sunay Akın. “Aaaa, öyle miymiş? İlginç!” dediğim bir dolu anektoda kapılıp gittim, bir dolu insan öyküsü dinledim, bir dolu kavram öğrendim: Kıble-Kibele, tıp bilimi-Mısır’daki Teb kenti… “Ula ula Niyazi” derken, Apollon’a selam duruyormuşuz meğer, “Apollo aşkına” diyormuşuz aslında :) “Ula” sözcüğü “Apollon aşkına” anlamına geliyormuş.

Bağdat’ın görkemli geçmişine ve birikimine bağlanan birçok sözü bir arada ve anlamlarıyla öğrenmek güzeldi: “Yanlış hesap Bağdat’tan döner.”, “Aşığa Bağdat sorulmaz.”, “Sora sora Bağdat bulunur.”, “Ane gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz.”…. “Ana” diye bildiğimizin aslında Ane adlı bir coğrafî yer olduğunu öğrendim mesela.

Hepsini bir anda hatırlamam çok zor, birbirine bağlanan, halkalar halinde açılan ve bir düzende bütünleşen bilgi, bilgi, bilgi. Anlatırken yaşayan adam…

Arkadaşımın notlarından kopya çekiyorum şimdi:

Sözün özü: “Uygarlık bir satranç oyunudur.”, “Edebiyat, farklı disiplinleri kullanarak hamle yapma sanatıdır.”, “Acılar olmasa ağıtlar olmazdı.”, “En çok öğretmenleri sevdim.” …

Öyküsünü paylaştıkları:

Leonardo da Vinci ve onun düşlediği suda yürümeye yarayan ayakkabıları yapan Atilla Hülagu,

Ressam Hasan Rıza (hani şu Fatih’i İstanbul’a girerken resmetmiş de, kendisini de bir yeniçeri olarak resme yerleştirmiş olan adam. Bu akşama kadar ben de bilmiyordum),

Mehmet Ali Paşa (yetimhaneden kaçan bir yabancı çocuğun Osmanlı’da paşalığa giden öyküsü)- torunu Nazım Hikmet,

Tahtadan oyuncaklar yapan Ömer Deniz ve minik çırağı Müjdat Gezen,

Ali Rıza Paşa-Atatürk(Ali Rıza Paşa, Paris’te bir uçak denemesini izlemekle yetinmeyip, deneme uçuşuna da katılmak isteyen Atatürk’ü engellemiştir; çünkü, içinde bir huzursuzluk hissetmiştir. Uçak deneme uçuşunda düşmüştür.)

Terzi Tuncay ve müstakbel eşine diktiği ceketin üç düğmesinden ortancası olan Sunay Akın…

Biraz daha yazarsam, günlüğüm, mini ansiklopediye dönecek. Merak edenler için adres: Sunay Akın’ın kitapları ve gösterisi :)

derkenar:

Dünya Bankası ile YÖK’ün ortak yürüttüğü “Eğitim Fakültelerinin Yeniden Yapılanması” projesi dolayısıyla gittiğim iki ayrı yeri de hatırlattı bu akşam, Sunay Akın. Karaağaç’ta Meriç’e karşı bir çay içmezsek, ötedünyaya alınmayacağımızı söyledi :) Bu dünyadan bir şeyler eksik kalacakmış, yoksa. Diğeri de Mimar Sinan’ın öyküsüne bağladığı Van. Perdeye yansıyan fotoğrafta Akdamar’daki kilise vardı. Bir an, sohbetinden kopup, Akdamar gezisine gidiverdim…