TEGV Günlüğüm-2: “Temel Gönüllü Eğitimi”

Gönüllülerin alması zorunlu “Temel Gönüllü Eğitimi”, bir tam gün sürdü. Okulumdaki yarı yıl seminerlerinden aşina olduğum etkinliklere dayalı eğitimlerin bir benzeriydi. TEGV’in destek verdiği ilk ve orta okul yaşlarındaki çocukların gelişim süreçleri ile bu süreç içinde onlara gerçekten katkı sağlayacak veya onlara ket vurabilecek olumlu olumsuz adımlar çerçevesinde biçimlenmiş bir eğitimdi.Yararlı ve keyifliydi. (Eğitmen, uzun yıllardır orada gönüllü eğitimleri veren Taner Zorbay.)

Birkaç yıl önce kendi okulumda aldığım problem çözmeye dayalı bir etkinliği ve mantığını hatırladım. Kayhan Karlı’dan aldığımız “lider” ve “öğrenen” öğretmen etkinliklerinden biriydi. Her grubun minik birkaç nesne ile bir oyun yapısı kurması, problem içeren o yapıya ilişkin tanımlamaları da bir kağıda yazıp grup masasında bırakması gerekiyordu. Gruplar yer değiştirerek diğer yönergeler doğrultusunda önlerine çıkan problemi çözmeye çalışıyordu. Bazılarımız bu öğrenme sürecini çok sevmiş, bazılarımız bir öğleden sonrayı almasına gerek olmadığını, problem çözme basamaklarının kestirmeden de verilebileceğini söylemişti. Müdürümüz de demişti ki:

“Öğrencilerin içinden geçeceği süreçleri sizin de yaşamanız onlarla empati kurabilmenizi ve süreçleri daha iyi anlamanızı sağlayacaktır. Eğitimin böyle yapılandırılmış olmasının nedeni bu.”

"Temel Gönüllü Eğitimi"TEGV’deki eğitimlerde de soyut kavramlar, doğrudan kişilerin rol ve eylemlerinde somutlaşan, dolayısıyla gözle görülür hale gelen, dolayısıyla daha kolay algılanabilir birer yaşantı nesnesine dönüştürülebiliyordu. (Farklı toplumsal katmanlardan gelen çocukların varlığından haberdar olmanın ve hatta çocuklara bunu kavratmanın ve onları kabullenerek birlikte yol almanın önünü açabilecek bir etkinlik, açık ara favorim oldu. Sıfır noktasında herkes tek sıra ve eşitti ama verilen roller doğrultusunda adımlar atılmaya başlanınca, farklı kimlik ve konumlara bağlı eylem ve tutumlar, bazılarımızı ileriye taşırken bazılarımızı neredeyse olduğu yere kitledi. Çok basit ama bence çok çarpıcı bir etkinlikti.)

Her bir şey iyiydi hoştu da kapanıştaki, yarı yıl seminerlerinde de hep uzak kalmaya çalıştığım ama hemen hiç kaçamadığım şarkılı türkülü o performans sahiden bana göre değil! Gerçi bu kez bizim grubun mızıkçısı bir delikanlıydı, söylemem el çırparım dedi ve dediğini yaptı.

“Temel Gönüllü Eğitimi” bitti. Sıra, gönüllü olunan alanlara özel eğitimlerde. Benimki, “Okuyorum Oynuyorum”

Unutmadan, eğitimin başında izlediğimiz Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin animasyonlu anlatımını EBA’da da gördüm. Umarım, en azından Dünya Çocuk Hakları Günü (20 Kasım) dolayısıyla okullarda paylaşılan ve üzerinde konuşulan bir programdır.

Diğer TEGV Ankara (ANKEP) notlarım