TEGV Günlüğüm-3: Okuyorum Oynuyorum Eğitimleri

Etkinlik için gönüllü olduğum alan “Okuyorum Oynuyorum”. Bu başlık, “yaratıcı okuma” ile “yaratıcı yazma” alt alanlarını içeriyor. Öğrencilerle etkinliklere başlamadan önce, iki günlük “Okuyorum Oynuyorum” eğitimine katılmamız zorunluydu. Gönüllü zorunluluklardan ama :)

Eğitimi, uzun süre TEGV bünyesinde gönüllü olarak çalışan -benim de daha önceden tanıdığım bir meslektaşım- Emine Öztopçu ile deneyimli gönüllülerden olduğunu öğrendiğim Işıl Okan birlikte verdi. Emine Hanım’ın bize sürekli altını çizerek önerdiği bir şey, her iki eğitmende fazlasıyla vardı:

“Siz etkinlikleri ne kadar eğlenerek yaparsanız ve etkinliklerden ne kadar keyif alırsanız, çocuklar da o kadar eğlenecek ve keyif alacaktır. Sizin enerjiniz onlara da geçer, bunu unutmayın!”

Bir önceki gönüllü eğitiminde olduğu gibi, burada da çocuklarla yapacaklarımızın içinden biz de geçtik. Etkinlik metinleriyle bağlantılı oyunlar oynadık, örnek etkinlik uygulamaları yaptık. Kendimi bir noktalama işaretinden ahırda inek sağan bir çiftçiye uzanan yelpazede epeyce bir şeyin içinde buldum ve çok eğlendim.

okuyorum oynuyorum

Etkinlik süreçlerinin hem tasarımında hem de uygulanma süreçlerinde, Türkçe öğretimi ve çocuk edebiyatı alanında akademik ve bireysel çalışmaları bulunan Dr.Nilay Yılmaz ‘ın çok önemli bir rolü ve emeği olduğunu öğrendim.

Çağdaş Drama Derneği’nin Nilay Yılmaz’la ilgili bir duyurusunun başlığını hatırlıyorum öncelerden: “Yaratıcı Yazma Oyunları”. Bu ifade, benim TEGV’de bir dönem boyunca ne yapacaklarımın genel çerçevesini veriyor diyebilirim.

okuyorum oynuyorum etkinliklerinin niteliği:

Bu projenin danışmanı ve proje içerik sorumlusu olan Dr. Nilay Yılmaz’ın kendi sitesinde verilen bilgi:

“2006 yılından beri Yapı Kredi Bankası’nın desteği ile yürütülen ‘Okuyorum Oynuyorum’ projesi yaratıcı okuma teknikleriyle çocuklara okuma deneyimi ve okuma kültürü kazandırmayı amaçlayan uzun soluklu bir projedir. Nilay Yılmaz, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın (TEGV) Okuyorum Oynuyorum projesinin içerik sorumlusudur, aynı zamanda projenin danışmanlığını da yapmaktadır. 2006-2016 yılları arasında yaklaşık 7-14 yaş arası 150 bin çocukla buluşan ‘Okuyorum Oynuyorum’, bu çalışmayı 10 hafta boyunca 36 ilde ve 78 etkinlik noktasında uygulamakta olan 3200 gönüllünün ve o gönüllüleri eğitecek 163 yerel eğitmenin eğitim sürecini de kapsayan, 36 ildeki çocukları kitaplarla (toplam 50 bine yakın), yazarlar ve tiyatrocularla buluşturan yani sadece çocukların değil yetişkinlerin de okuma kültürüne ve yaratıcı düşünme sürecine katkıda bulunan uzun soluklu bir çalışmadır. Yaratıcı drama, edebiyat, tiyatro, resim, müzik, heykel, dans vb. diğer sanat alanlarından yararlanarak yapılandırılan ‘Okuyorum Oynuyorum’ yaratıcı okuma projesi, Çocuk ve Gençlik Yayınları (ÇGYD) tarafından çocuk edebiyatı alanında verilen en büyük uluslararası ödüllerden biri olan İsveç ALMA 2010 Astrid Lindgren ödülüne Türkiye adayı olarak gösterilmiş, aday olan diğer ülkelerin yazarları, çizerleri ve okuma projeleri arasında Türkiye’yi temsil etmiştir.”(Nilay Yılmaz, “Projeler”)

okuyorum oynuyorum içeriğine ve uygulamalarına ilişkin TEGV’in tanıtım videosu:

derkenar:

TEGV’de geçen hafta, deneyimli gönüllülerden biriyle bir  “Kodadım” etkinliğini uyguladık. Çocuklar bana göre çok miniklerdi, çok tatlılardı. İkinci sınıfta okuyorlardı. Kendimi tanıştırırken “emekli öğretmen” dedim ve “emekli” sözcüğünün onlara ne anlam ifade ettiğini öğrenmek istedim. Gönüllü abla ile gülümsediğimiz, tipik bir “somut işlemler dönemi çocuğu” yanıtı aldım:

“İşi bitmiş!”

Şimdi… Eğitimler bitti, daha buraya nokta koymamışken, az önce  ANKEP (TEGV Ankara Eğitim Parkı) görevlisinden bir mesaj geldi. Yarın benim ilk dersim başlıyor! Ufaklık haklı: Onun “somut ve gerçek” dilinde aktif meslek hayatımda yapabileceğim çok şeyi yaptım, işlerimi bitirdim. Sıra, büyüklerin “soyut ve mecazi” dilinde işim bitik mi, değil mi, görmeye geldi. E, görelim bakalım! :)

Diğer TEGV Ankara (ANKEP) notlarım

5 Yorum: “TEGV Günlüğüm-3: Okuyorum Oynuyorum Eğitimleri

  • Emine Öztopçu

    27/02/2018 at 16:17 Cevapla

    Hayriye Hocam, duygularınızı ne güzel dile getirmişsiniz. Çok teşekkürler gönlümüze hoş geldiniz?

    • Siz ve Işıl Hanım’ın açtığı kapılar onlar… Ben teşekkür ederimmm :)

      Ne dedikodular yapardım da park görevlilerimiz kulağımı çeker diye kendimi tuttum :) Şaka…

      Ama gerçek olan şu: Ne güzel şeyler paylaşırdım da hem programın içeriği için verilen emeğe hem de katılımcıların bireysel haklarına duyduğum saygıdan ayrıntıya girmek etik olmazdı.

  • h.topçuoğlu, thanks a lot for the post.Really thank you! Much obliged.

  • Ne güzel anlatmışsınız, içim ısındı. Bozcaada çok güzel bir yer. Ama orada yaşamak bambaşka bir şey. Siz anlatınca hem heves ediyor insan hem de kolay olmadığını anlıyor. Sevgiler

    • Teşekkür ederim. Tam da dediğiniz gibi, heves edilesi ve sürdürülebilmesi için ciddiye alınası bir süreç…

Soru... Katkı...