TEGV Günlüğüm-6: Çocuklarla İletişim Yolları

TEGV’de, en azından benim gönüllüsü olduğum eğitim parkında (ANKEP), üzerinde hassasiyetle durulan ve benim de çok önemsediğim bir tutumdur, çocuklarla sağlıklı iletişim kurma yolları. Bunun önemli bir ayağı da çocuğun annesi, babası, kardeşleri olmadığımız gerçeğini her zaman aklımızda tutmamız ve sevgimizi gösterirken de bize karşı sevgilerini kucaklarken de belli bir mesafeyi hep gözetmemiz gerektiğidir… Bu, çocuğun toplumda sağlıklı ve güven içinde yetişmesi açısından çok çok önemli… Bugün bize bir sunum yapan hoca (Sibel Özkızıklı), o sıcacık sarılmaları annelere bırakmamızın doğru olacağını ve çocukların da ancak “anne sarılışı” olarak adlandırdığı sıcaklık için başkalarına izin vermemesi gerektiğini öyle güzel anlattı ki…

Bu blog notunun anahtar sözcüğü, “çocuk” olsun… Başından sonuna öyleydi çünkü. Metroda bir bebişle resim çizdik, TEGV’de çocuklar üstüne bir sunum vardı ve ardından çocukların bayramı 23 Nisan hazırlıkları toplantısı…

cocuklarla-iletisim

Sunumun başında Kaptan Hook’un denizlerdeki macerasını dinlerken, bize dağıtılan kâğıtlarla bir gemi yaptık ve Hook’un denizlerdeki yolculuğu boyunca atlattıklarına paralel biçimde kağıttan gemimizin sağını solunu kırptık. Kırptıklarımızdan, aslında, Hook’un ihtiyaç duyduğu bir tişört yapmış olduğumuzu görünce şaşırdık ve öğrendik ki her ne olursa olsun umut her daim bâkî!

“sınıfın her yerinde sıcaklığınız olsun”

Gönüllü Eğitimleri Faaliyetleri (GEF) çalışma grubunun organize ettiği eğitimde, Hacettepe Üniversitesi’nden Çocuk Gelişimi Uzmanı Sibel Özkızıklı‘nın “İletişim ve Davranış Eğitimi” konulu sunumunu dinledik. Sibel Hoca, çocukların ne istediği, onlarla sağlıklı bir iletişimin nasıl kurulabileceği ve etkili bir sınıf yönetimi üzerinde durdu. Çocuklar ciddiye alınmak, önemsenmek, koşulsuz sevilmek, dinlenilmek, sınırlarını bilmek, kabul görmek, özel hissedilmek vb. beklentileriyle büyüklerden farklı değil. Sağlıklı iletişim kurmak istiyorsak; çocuklarla empati kurabilmemiz, çocukların soru sormasına, konuşmasına ortam sağlamamız, öğrenme ve algılama süreçlerinin birbirlerinden farklı olduğunu bilip gereken zamanı tanımamız vb. gerekiyor… Adalet, istikrar ve sabır da etkili sınıf yönetimi için edinmemiz gerekenlerden… Ve asla merak ettirmeden istediğimiz öğrenme ortamını yaratamayacağımız gerçeği elbette…

Üstteki cümle de slaytlardan birinde yazıyordu. Sıcacık geldi.

cocuklarla-ietisim2Sibel Özkızıklı Instagram paylaşımı için izin istemişti. Paylaşmış. Özgür’ün selfisinde ben kadraja girememişim, olsun :)

sahi, çocuklar ne ister?

Sunum öncesinde, metroda bir kuzucuk vardı ama ne kuzucuk! Bir buçuk iki yaşlarında var ya da yok. Yerlerde yuvarlanıyor, hareket istiyor, zamane çocukları için bir numaralı silah olan anne telefonu bile işe yaramıyor! Annesiyle tam karşımda oturuyorlar. Yanına gittim, birlikte resim yapmaya başladık. Annecik mutlu oldu. Ben de… Bizim kuzucuk Masal‘dan deneyimim olmasaydı, böyle bir şey aklıma gelmeyebilirdi. Benim telefonumda Masal’ın içinde çiziktirmeye bayıldığı bir özelliği bu hiç tanımadığım çocukla denemek hepimiz için rahatlatıcı oldu.

Bu arada, Sibel Hoca’nın Anneler ve Babalar İçin Çocukları Anlama Sanatı diye bir kitabının olduğunu öğrendim. Bu kadar küçük yaş gruplarıyla benim de emekleme dönemim ne de olsa…

Kıssadan hisse: Deneyim ve öğrenmek her daim güzeldir. :)

Diğer TEGV Ankara (ANKEP) notlarım