Türkçeyi Hissediyorum (Bir Yazı Okuduk, Bir Hayal Kurduk)-1

(Blogumu  Okuma Günlüğü olarak yeniden düzenlerken, Türkçeyi Hissediyorum projesinin süreç içinde ilerleyişine dair günlük notları da iki yazıya kopyaladım, tarihleri korudum.)

24 Aralık 2009

Bir yazı okuduk, bir düş gördük; düşümüz emek emek gerçeğe dönüşsün istedik… Dönüşmek üzere…

Yazı Doğan Hızlan’a ait… Bir arkadaşımız okumuş ve etkilenmiş. Şu satırlardan yola çıkarak bir şeyler yapıp yapamayacağımızı sordu:

“Geçen yıllarda Almanya’da yaşayan yurttaşlarımız yazın gelirler, bir yıl içinde okumadıkları kitapları alırlar, tatile öyle giderlermiş. Şimdi bu okur kitlesi yok olmuş. Üçüncü kuşak ise Türkçe bilmiyor, Türk yazarlarını da Almanca’dan okuyor. Duisburg-Essen’deki sempozyumda da uzmanlar, öğretim üyeleri bundan yakınmışlardı.Çünkü Türk edebiyatını başka dilden okuyorsa, Türkçe’yi nasıl öğrenecek.” (Ekonomik Kriz Kitabı Vurdu mu)

don kişot

Ben en çok koyu olarak belirttiğim tümcelerden etkilendim. Neden olmasın? Neden yapılamasın ki?

Karar verdik, projeye dönüştürdük ve başladık. Arkadaşım yurt dışı bağlantısını sağladı. Şimdi sıra, taşın altına elimizi koymakta… Emek emek, ilmik ilmik dokuyarak ilerleyeceğimiz yolun ilk adımlarında, üçüncü kuşağı buluşturacağımız eserlerin seçimi ve bu eserlerin dünyasından etkileşimli atölye çalışmaları çıkarabilecek öğrencilerin seçiminde…

 

14 Şubat 2010

Strazburg’da sekiz çocuğa sekiz mail… Bilmediğiniz kimliklere yazmak zormuş… Genel bir ifade kullanamıyorsunuz; çünkü, bu sizin onlarla ilk iletişiminiz… Çok sıcacık ifadeler yazamıyorsunuz; çünkü, seslerinin rengini bilmiyorsunuz, düşünce ufuklarından, kalplerinin açıldığı kapılardan hiç haberiniz yok.Sadece ortak bir çalışmanın, onları ilgilendiren ayağında, sözcüklere ilk sesinizi katıyor, belki bir tınıyı fark ettirecek bir yakınlık sözcüğü ekliyor ve kentler ötesine yolluyorsunuz…

Onlardan gelecek yanıtların niteliği, yürüttüğünüz Türkçeyi Hissediyorum projesinin niteliğini de doğrudan etkileyecek. Şanslı olmayı umuyorsunuz.

24 Şubat 2010

Zaman zaman sözünü ettiğim proje iyice biçimlendi.

“Fransızcayı Anlıyorum, Türkçeyi Hissediyorum” başlığını verdiğimiz ve her yıl, Fransızca yerine bir başka ülke dilinin olmasını hedefleyerek yola çıktığımız proje blogu şurada… Blog kendisini yeterince anlattığı için buraya başkaca bir şey eklememe gerek yok. Kısa hikâyesi, “Proje Günlüğü”nde; açıklaması, “Proje İçeriği”nde…

Blogdaki proje tanıtım bilgisi:

Fransızcayı Anlıyorum, Türkçeyi Hissediyorum”, ODTÜ Geliştirme Vakfı Özel Lisesi’nin bir projesidir. Bu proje, yurt dışında doğan, yaşam ve bilgi deneyimleri ile eğitimleri yaşadıkları ülkenin (Fransa) diliyle biçimlenen “üçüncü kuşak” tan bir grup gence, dil aracılığıyla ulaşmayı; Türkçenin söz varlığını ve anlatım zenginliğini onlara hisssettirmeyi hedeflemektedir.

Bu hedefi kazanıma dönüştürmek için, dilin en iyi örneklerini içeren “edebiyat”, alan olarak seçilmiştir. Türk Edebiyatı’nın dönüm noktası niteliğindeki eserlerin belirlenmesi ilke olarak benimsenmiştir. Üzerinde çalışılacak metinlerde, temel ölçüt, gençlere Türkçenin anlam ve anlatım kapasitesini yansıtacak örnekler içermesidir.

Doğan Hızlan’ın 24 Haziran 2009’da Hürriyet’te yayınlanan bir yazısı projeye esin kaynağı olmuştur. İlgili bilgi için bakılabilir: Bir Düş Kurduk.

Proje için, TC Strazburg Başkonsolosluğu Eğitim Ataşeliği ile iletişime geçilmiş; bu çalışmanın önemli bir basamağını oluşturan “üçüncü kuşak” gençlerin belirlenmesinde destek alınmıştır.

Projenin 1 Ocak 2010 tarihinde ODTÜ Geliştirme Vakfı Özel Lisesi’nde başlatılması ve “19 Mayıs”ın gençlere yönelik anlamına özel bir vurguyla, 19 Mayıs 2010 tarihinde Strasbourg’da gerçekleştirilecek bir buluşma toplantısıyla sonlandırılması planlanmıştır.

20 Mart 2010

Bu bir süreç… Sözcükler içinde yaşanarak, sözcükler içinde aranarak, sözcükler içinde duyguların ve düşüncelerin izini sürerek dilimizi ve birbirimizi keşfedeceğimiz zorlu ama çooooook güzel bir yolculuk…

“Proje günlüğü”ne aktardığım iki e-postanın bendeki duygusunu en kısa yoldan böyle anlatabilirdim.

İlgili metin: İşte bunun için değer

3 Nisan 2010

Zaman uzak gibi görünse de kalan süre sadece birbuçuk ay… Dün, Cumhuriyet’te Türkçeyi Hissediyorum başlığıyla kendimizi gördük. Bizim verdiğimiz bilgi biraz daha ayrıntılıydı ama orda verilen blog adresinden zaten merak eden ulaşacaktır… Minik ve güzel bir halkayı daha sevincimize ekledik.
türkçeyi hissediyorum

 Devamı:

“Bir Yazı Okuduk, Bir Hayal Kurduk”

2 Yorum: “Türkçeyi Hissediyorum (Bir Yazı Okuduk, Bir Hayal Kurduk)-1

  • Kolay gelsin. Aslında hiç de kolay değil. Ama azmin, çalışmanın, alın terinin elinden ne kurtulmuş ki bu güzel uğraşı da sizlerin iyi niyetli, özverili çalışmalarınızla sonuçlanmasın, dal budak verip meyveye durmasın. Başarılar

    • elifin günlüğü

      17/02/2010 at 00:39

      Teşekkür ederim:) Strazburg’a sesimiz ulaştı; çünkü güçlü bir destek verdiniz.

Comments are closed.