Sunay Akın’ın “Tek Kişilik Gösteri”si-2

Minyatür Odalar Sergisi’nden çıkar çıkmaz adres, Sunay Akın’ın “tek kişilik gösteri”si…. Geçen yıl dinlemiş ve yazmıştım. Zamanın nasıl aktığını anlamadığınız çoğul bir sohbet; ama, formatı gereği  “tek kişilik gösteri”…

Nazan Hoca (Bekiroğlu) bir gün Abdülhak Hamit Tarhan’la ilgili bir anektod anlatmıştı, bir arkadaş sohbetinde. Çok güzeldi, ilgimi çekmişti. Söylediği kaynağı (Taha Toros, Mazi Cenneti) alıp bakmıştım. Hepsi hepsi üç satırlık bir bilgi… Yanlış mı gördüm diye sormuştum. Hoş bir şey söylemişti:

“Eh anlatanın da bir payı var elbette.”

Evet, Sunay Akın, bilgiyi, “anlatanın da bir payı var elbette” gerçeğiyle doyumsuz birer bal damlasına dönüştürenlerden…

sunay akın’ın “tek kişilik gösteri”si

Bayrakların öyküsüyle başladı; Moby Dick’in yazarı Melville’i şaşırtıp ta İstanbul’a getirten Rumeli Hisarı taşlarındaki Fatih’e ait imzaya bağladı; Taksim Meydanı’ndaki anıtın öyküsünü ve o öyküyle bağlantılı Sabiha Ziya’yı andı; dünyada ilk çocuk hakları mitingini düzenleyen Nakiye öğretmene bir selam gönderdi; son halife Abdülmecit’in tablolarında çizilen ülkü ile Cumhuriyet ülküsünü eşleştirdi….Sunay Akın'ın Tek Kişilik Gösterisi

İstanbul Oyuncak Müzesi

Sunay Akın’ın “tek kişilik gösteri”si bu defa, Oyuncak Müzesi odaklıydı. Oyuncakların çocukların dünyasına kattığı değerlerden söz etti ve daha önce de duyduğum bir saptamada bulundu:

“Çok gelişmiş ülkelerde, oyuncaklar çocukların düşleri gelişsin diye; az gelişmiş ülkelerde oyuncaklar, çocuklar oyalansın diye alınır.”

Düşlemenin uygarlaşmayla doğrudan bağıntısını kuran Sunay Akın, televizyonda izlediğim şu örneği bu akşam da hatırlattı. Yine, önceki söyleşisinde söylediği güzel bir cümleyi yineledi:

“Bir milletin zenginliği hisse senetleri değil, hissî senetleridir.”

Ve şu:

“Uygarlık satrancında hamle ancak bilgiyle yapılır.”

Yazılacak şey çok, zaman hiç yok… Bu kadar yetsin şimdilik.