Vakit Hazan (Aslı E.Perker)

Vakit Hazan (Aslı E.Perker) ile Ahmet Ümit’in Elveda Güzel Vatanım romanlarını aynı gün almıştım. Aynı gün, Svetlana Aleksiyeviç’in Kadın Yok Savaşın Yüzünde vardı elimde. Zamanın ruhunun içime sindiğinin resmidir!…

Vakit Hazan, bir son demler romanı, dolayısıyla hüzünler toplamı… İşgal altındaki İstanbul’da bir Osmanlı paşasının kızının yaşadığı ortam ve yaptığı seçimlerle kendine açabildiği ya da kapattığı yolların hikayesi de denebilir. Hikayeyi anlatan da bu paşa kızıdır. Genç kız, Tanzimat sonrasında, imparatorluğun yüzü Batı’ya dönük çehresinde ve çevresinde yetişmiştir. Adı, hayranı olduğu Halide Edip Adıvar’ın Handan romanına bir göndermedir: Handan. (Onun ünlü Sultanahmet mitingine de gitmiştir.) Dönemin kadın hareketleri içinde aktif olan annesinin ölümünden sonra, babası ve artık ablası gibi gördüğü hayatlarında hep yer alan Ayşe ile birlikte Fatih’te bir konakta yaşamaktadır.

İşgal altındaki bir şehrin değişkenleri bu romanda da yer alır: İşgalciler, işbirlikçiler, onlara karşı duranlar, yeraltı hareketleri veya hiçbir şeyden habersiz zamanı tüketenler… Handan’ın bu romanın ana damarını oluşturan tercihlerinden biri babası ve amcasıyla temsil edilen değerler ve değerlendirmeler arasında olur. Paşa baba, Osmanlı için artık kazanılacak bir mücadele olmadığını düşünmekte ve manda yönetimine sıcak bakmaktadır. Amca, bağımsızlık mücadelesinden yanadır. Handan, amcanın yönlendirmesiyle, Teşkilat-ı Mahsusa bünyesinde, Anadolu’ya değerli evrak ve kitap taşımaya başlar. Anadolu, çıkılan görev yolculukları aracılığıyla,romantik de olsa  bir şekilde kendini hissettirir.

Yargılamayan bir roman Vakit Hazan… Handan, babasını hep çok sever ve anlamaya çalışır. Babası, işgal kuvvetlerine kıyafet dikme işine girdiğinde de, Amerikalı bir kadını sevdiğinde de üzülür, vatana ihanet gibi hisseder ama silip atamaz.

Handan, bir başka tercihi, babasının iş ortağının oğlu musevi Ari’yi sevdiğini anladığında ne yapacağını bilemeyerek yapar! Hep içindeki gel gitlere yenik düşer ve kalbi hep hazanda kalır.

arka planda bir iki romanın eşliğinde bir okuma

Hayır, bu kitapla bağ kurarak değil, kitabın anlattığı zamanla örtüştüğü için: Esir Şehrin İnsanları (Kemal Tahir), Dersaadet’te Sabah Ezanları (Attila İlhan), Sodom ve Gomore (Yakup Kadri Karaosmanoğlu). Attila İlhan’ın romanının dili, dönemin atmosferini dilde de yansıtmak üzere Osmanlı Türkçesi ağırlıklıydı. Aslı Perker de benzer bir tutum izlemiş. Attila İlhan kadar abartmasa da bir dönem romanı okuduğunuzu hissettiriyor. Belki bu nedenle, Handan’ın kullanmayacağını düşündüğüm bir iki sözcüğü içeren iki cümleyi aktarayım.

“Nasıl da güçlü! Erkek egemen kültüre direniyor, …”

Bir baskısı da yapılırsa bence bu ifade değiştirilse iyi olur, çok sırıtıyor çünkü. İkincisi, benim başlı başına bir blog yazısı yapmayı düşündüğüm ve asla bir edebiyat metninde görmeye tahammül edemeyeceğim saçma salak “adına” kullanımına bir örnektir ki Handan’dan yıllar yıllar sonrasında, son birkaç yılda virüs gibi yayılan abuk bir dil hatasıdır:

“Kibarlık adına böyle bir davet vermek zorunda kalacaktık muhakkak.”

Aslı Perker, bir röportajında, değişen sosyal hayatı merak ettiğini ve araştırdığını belirtmiş. Vakit Hazan, gelenekselle modernin giyime, eşyaya, binalara ve hayat tarzlarına yansıyan ikiliğini gösteren sahnelerle dolu… En barizlerinden biri, Fatih’teki “konak”tan Nişantaşı’ndaki “apartman”a geçiş elbette… Yakup Kadri’nin Kiralık Konak’ına da bir selam…

romanın gizli kahramanlarından biri “giyim”

Handan, Fatih’te yetişmiş bir genç olarak, daha çok geleneksel bir tarzı benimsemiş olsa da bir şekilde söz sürekli saç baş ve kılık kıyafete gelir. Nişantaşı çevresinin giyim kuşamıyla kendisininkini sürekli kıyaslamak durumunda kalır. Kadın dergilerindeki modalardan bahseder. Babası, işgal döneminde askerî elbiseler diken bir işyerine ortakken, işgalin son dönemlerinde, artık orada iş kalmadığından kadın kıyafetlerine yönelmek gerektiğini söyler. Handan’ın hemen bütün kıskançlıkları, kadın elbiseleri üreten Ari’nin dikkatinin anlık da olsa farklı elbiseler giymiş kadınlara yöneltmesinden doğar. Bir yandan milli mücadeleye gizliden destek verirken öte yandan Chanel gibi farklı tarzlar deneyen terzi Ülfiye, sonradan Handan’ın en yakın arkadaşı olacaktır.

Ben böyle başka kitapların kıyısında köşesinde gezinirken…

Handan, başta Halide Edip olmak üzere, daha çok Amerikan edebiyatı olmak üzere farklı edebiyatlardan isimlere bir vesileyle değinir. Benim dikkatimi çeken ve gülümseten bir ayrıntı var, edebiyat demişken: Ahmet Hamdi. Belki Ahmet Hamdi Tanpınar, belki değil ama Handan’ın okul arkadaşlarından biri olarak çizilen bu genç, biraz içine kapanık, şiirle meşgul adamda ben Tanpınar’ın kurmaca gençlik halini okudum sanki!

“Benimle aynı dersleri alan Ahmet Hamdi olmasın bu? Sessiz sakin, pek kibar, biraz bunalımlı bir beyefendi. Çok güzel not tuttuğu gibi ders aralarında da hiç durmadan bir şeyler yazıyor. Pek güzel şiirleri varmış diyorlar. Bir kez olsun memleket olayları tartışılırken lafa girdiğine şahit olmadım, bazı delikanlılar gibi okulumuzun hanımlarına fazla ilgi gösterdiğini de. Bir başka sınıf arkadaşı ile Sinop ile ilgili konuştuğunu bir kez uzaktan duymuştum. Orada yaşayan bir akrabası mı var acaba? Kimbilir?”

İddiası abartısızlığında olan romanlar hanesine ekleyeyim. Vakit Hazan, başlayınca akıp giden romanlardan…

Adı, bugünlere de kayıt düşmüş olsun hem de kitaptaki gibi hem vatana hem bağlantılı kişisel notlara…

*** Aslı E.Perker, Vakit Hazan, Epsilon, Ekim 2016

2 Yorum: “Vakit Hazan (Aslı E.Perker)

  • sevilay kaya

    21/02/2018 at 13:47

    Merhaba benim odevim var da acaba icinde kurtulus savasina giden subaylar var mi?

    • h.topçuoğlu

      21/02/2018 at 18:43

      Tam anlamadım ama okul ödevi ise, Halide Edip Adıvar’ın Ateşten Gömlek, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Yaban, Kemal Tahir’in Yorgun Savaşçı gibi romanları daha çok işine yarayabilir. Vakit Hazan’da olaylar işgal döneminde ve genç bir kadının çevresinde akmakta…

Comments are closed.