Yaşar Kemal ile Bir Öğleden Sonra…

Yaşar Kemal ile bir öğleden sonrası; öğrencilerime “Görmemiş hallerimi belleğinizden silin!” dediğim, bu hallerime neden olan her bir ayrıntıyı fotoğraflama telaşemden ötürü, en tatlısından kendisinden azar da işittiğim, en güzel, en özel zamanlar hanesine yazıldı. Üstelik İstanbul’un lâle zamanı, üstelik erguvanlar etrafı eflatunun tonlarına boyamaya hazır, üstelik bahar havası, üstelik Vaniköy’de Boğaz’a nazır ve üstelik Yaşar Kemal’in evinde… Sözcüklere dökersem çok şiirli olacak gibi… En iyisi sükuneti fotoğraflarla sağlamak…

Yaşar KemalArkada, sırasıyla, 10.sınıf öğrencilerimiz Safa Taflan, Hazal Dalgalı, Deniz Hoca ve ben, Yaşar Kemal’in isteğiyle balkon fotoğraflarımızdan birinde…

ustanın evinde…

Ama önce hikâyemiz: Bu yıl ODTÜ Geliştirme Vakfı Okulları, 25.yaşını kutluyor. Bizim zümrenin “edebiyat günü” etkinlikleri de 10.yaşına giriyor. Daha bir özel, farklı bir şey yapma isteği, beraberinde Yaşar Kemal’e ulaşma fikrini getirdi. Deniz Hoca, “Yaşar Kemal’i çağıralım.” dedi. Yaşlılığı engel olunca ben “Skype”la bağlanmayı önerdim, Müge Hoca doğrudan röportaj yapıp salonda paylaşma önerisi getirdi. Sonuç: Deniz Hoca ve ben, iki öğrencimizle birlikte ilk paragrafın atmosferinde kaybolduk gittik. Böyle işte…

Yaşar Kemal Yaşar Kemal’in çalışma masası. Arkada bir dolu kitap… Duvarda Bedri Rahmi tablosu…Diğer duvarlarda Abidin Dino tabloları…(Benim doktora hocamın evinde görüp çoook sevdiğim, duvarları kitaplarla bezeli, orta yeri oturma grubu ve çalışma masasıyla düzenlenmiş ve kendi evime de uyarladığım ev düzeni tipinin bir benzeri…)

Bu arada, en sık duyduğum cümle, kesinlikle

“Ayşe bilir, Ayşe’yi çağırın!”

idi. Ama sanki bazen geçiştirir gibi muzip bir ifadeydi bu. Ayşe Semiha Baban, eşi. Tanıyınca biyografisine baktım ve şaşırmadım. Duruma hâkim, güçlü ve zarif… Prensip kararı olduğunu anladığım bir ayrıntı için Yaşar Kemal’den izin aldığımda, Ayşe Hanım, “tutarlılık” noktasında bana bir hatırlatma yapabilirdi ve onu dinlerdim ama o daha incelikli durdu ve:

“Yaşar izin vermişse, onun dediği geçerlidir.”

anlamında bir ifade kullandı. Şimdi ben de kendisinden izin almadığım için onun bizimle çektirdiği fotoğrafı ve benim “görmemişlik” eseri fotoğraflarımı buraya koymayarak teşekkürümü iletmiş olayım. Kaldı ki etkinliğimiz için güzel bir tanıtım videosu da verdi. Bir teşekkürüm de onadır.

Yaşar KemalYaşar Kemal sohbet boyunca hep bu köşede oturdu. Sohbetin soruları Safa ile Hazal’da olsa da dümeni hep ondaydı.:) Ben çoğunlukla çekimde ve Yaşar Kemal’e göre bir türlü bir kenarda oturup dinlemekle yetinmediğim için kendisinden tatlı tatlı azar işitmelerde… Dikkatini dağıttığımı söyledi.:) Zaten bir süre sonra telefonu kapatıp kendimi atmosfere bırakıverdim.

yaşar kemal kitaplığından bir köşe

20140404_165838

Çok katmanlı bir foto oldu bu. Yaşar Kemal’in kitaplığından bir köşe: Kitaplık… Eserlerinin bulunduğu köşe…Balkondan gölgesi düşen ve Yaşar Kemal’in arşivini düzenlediğini öğrendiğim Sevengül Sönmez… Daha yakın gölge, ben…

Y. Kemal’in evinin girişinde, daha doğrusu kapı önünde de tablolar var. Her biri hakkında bilgi verdi. Fotoğraflardan biri doğduğu köyde adına dikilen heykeli  gösteriyor.

Sohbetin sonuna doğru kitaplarımızı imzalattık. Aslında bir ara bencil olduğumu/zu düşündüm. Yorduk muhakkak…O hep sıcaktı. Birkaç saatliğine Ankara’da çıkıp kendisini ziyaret etmemizi yorgunluk olarak gördü, Ayşe Hanım “kahramanlar” dedi, bizim içinse sahiden rüya gibi bir şeydi sadece…

Böyle gider bu fotoğraflar… Yedik, içtik, güldük, eğlendik. Sohbet bahane, Yaşar Kemal’i ziyaret ettik. Sohbet şahane, bir çınarın sözcüklerinde bir tarihe uzandık. Neler dinledik? Van’dan Kadirli’ye göçen ailenin hikayesini, dedeleri, Atatürk’ü, Ali Saip’i… Sait Faik, Stendhal ve Çehov tutkusunu… Dostları Nazım Hikmet, Abidin Dino, Arif Dino, Sabahattin Eyüboğlu vb. ile anılarını… Bu buluşmaya aracılık eden Adnan Binyazar’a verdiği değeri… Ama hepsi bizim Edebiyat Günü sürprizimiz olacak. Buraya sadece izi düşsün…

Vaniköy'deYaşar Kemal’in evinin balkonunda gün akşama dönerken… Ankara’nın İstanbul’a dönüşünü seven Yahya Kemal’i anlarım da nedense anlamak istemem amma şu dakika anladığım anlardandır.Ben ki Ankara’da iki ağaca bakan evimi “manzaralı” addederdim, zor kendime gelirim:(

Lâle zamanı…Ayrılık vakti…
20140404_180007

Deniz Hoca’m, size teşekkür ettim ama tekrarlamak isterim. Bize çok güzel bir armağan oldu, çok çok teşekkürler. Benim “kanatsız melek” niyetine sevdiğim Hazal ve dersine hiç girmemiş olsam da iki yıldır hakkında hep olumlu yorumlar duyduğum Safa, biz demeden kısacık zaman dilimine birer Yaşar Kemal romanı sığdırmışlar. Usta ile iletişimleri de çok iyiydi. İkisine de yürekten teşekkür ve sevgiler…

3 Yorum: “Yaşar Kemal ile Bir Öğleden Sonra…

Bir cevap yazın