Yazının Ortak Paydasında-3

Haydar Ergülen ve Roni Margulies’in tatlı çekişmeli sohbeti çok güzeldi. Ergülen, derviş tavırlı, Margulies hınzır çocuk misali… Ben onlarla yemek ve sonrasındaki bahçe sohbetinde de vardım. Alçakgönüllü ve dolu dolu konuşmalar içinde akan bir zaman dilimi çok keyifliydi… Program sonrasında da İDES öğrencilerinin isteği üzerine –tamam, kabul biz de çok istemiştik- Margulies’i bir süre İDES dersimizde de konuk ettik.

Sümerlerin Yaratılış ve Gılgameş destanlarından söz açtı ve demek istedi ki: İnsanlığın ne yaparsa yapsın, ne yazarsa yazsın, asıl derdi bir temel sorunun yanıtını aramaktır, yaşamın anlamı… Strasbourg metinlerimiz arasındaki “Dichtung Und Wahrheit” şiirini değerlendiren öğrencimizin sorusundan yola çıkıp vardığımız konuydu bu:

Benzemezken bir anımız diğerine,
Israrla bizde bir simetri arayışı
Bir düzene sokabilmek karmaşayı hep,
Kafiyeli yaşamak istiyor insan hayatı
Akılcı bir kurgu, ince bir öykü özlüyor,
dal budak saldıkça hayatın yeşil ağacı
Ahenk arıyoruz her şeye rağmen ömrümüzde
Her bölümünde kendine has bir müzik
Ve aynı vezin dizelerin tümünde;
Yumuşak bir giriş, uyumlu bir gelişme
Ve her eyden önemlisi, mantıklı bir son,
Bir kıssadan hisse

Margulies, söyleşide, şiir ve şair kavramlarına ağırlık verdi.

“Şiir sahici olmak zorundadır. Şairler normal insanlardır. Şiir yazmak ve şair olmak özel değildir.”

Birkaç şiirini okudu. Tom’un Kedisi şiirinin özellikle son dizeleri, kalbe şöyle bir çizik atar cinsten:

Tom’un kedisi
kalp krizi geçirdi
iki ay kadar önce.

Daha doğrusu
veteriner öyle dedi.
Ağaçtan düşmüştür bence.

Sağ ön ayağı felç,
aklı hep başka yerde gibi.
Zaten yaşlı bir kediydi.

Yürüyebilsin diye,
o bacağı kesmek gerekti.
Ağır ağır geziniyor şimdi.

Yine çok zaman dalgın sanki,
hareketleri yavaş, kendince,
bazen de ama belli ki keyifli.

Dün gördüm bahçede,
bir kuşa doğru seğirtti,
yalpaladı biraz, doğruldu.

O bacağın yokluğu
hiç aklında değildi belli ki.
Birden aklıma geliverdi:

Kediler de insanlar gibi
çabuk alışıyor demek eksikliğe
eskiden varken artık olmayan şeylere.

Gençlik. Ölen dost. Eski sevgili.
Kediler de bizim gibi
yaşayabiliyor demek eksile eksile.

Esprili ve yerleşik anlayışları sorgulayan yanıyla, çocukların ilgisini çekti. (Uzaklıklar’ı imzalatırken, çocukların da kitaplarını imzaladığı için, kendi payıma yormamak düşüncesiyle ve aslında tanışmanın başlangıcında bana dair yazacağı hiçbir tümcesi olamayacağının bilinciyle, “Sadece adımı yazın, yeterli.” dedim; yazdı ve bir nokta koydu. “Bari üç nokta olsun, ben yorumlayabileyim.” dedim. Kitaba aynen şöyle yazıldı: “Hayriye’ye… Talimat üzerine böyle yazıldı. Roni”:)

Margulies, herkesin hayatında bir kez olsun en az bir dize yazdığını söyledi ve salonda dize yazmışları görmek istedi. Öğrencilerin hemen tamamının eli havadaydı. Hayret, o kadar şair ruhlu görünmüyorlar halbuki:)

Ve Haydar Ergülen… Son zamanlarda çok şiirini okudum; içimde çok şeye karşılık gelen dizelerini sevdim. O nedenle, en çok onunla konuşmak, en çok onu dinlemek istedim. Strasbourg metinlerinden ondan birkaç metnimiz vardı; onları konuştuk biraz. “Nar”ı imzalattım. Kızının adıymış. “Tüm anlamlarıyla mı?” dedim, “tüm anlamlarıyla.” dedi… Tipik bir ODTÜ’lü olduğunu ve bu kimliği önemsediğini gördüm… Okuduğu “Sis” şiirin son dizesi, belleğime kazındı:

İki şehri var gecenin, biri gözümde
tütüyor, birinin dumanı üstünde yağmur
gibi çöken siste, bana bu uykusuz
şehri niye bıraktın, göze alamadığım
bir şehrin yerine bütün şehirlerdesin,
Gece değil istediğin hayli karanlık
bakışlı bir şehrin gözleriyle çarpışmak
hevesindesin! Gözlerini anlıyorum henüz
Bağışlayabileceği gözleriyle çarpışmadı kimsenin;
gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız
göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır
ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir,
öyle acıyor ki gözlerim kim bağışlayacak,
Sis değil, uykusuzluk değil, iki uzak
şehir gibi ayrılıktan kavuşmuyor gözlerim:
Biri hepimizle göz göze gibi hala uykusuz,
Biri sis içinde kirpiklerine kadar açık,
Bu sessizliği kim bıraktıysa, göremiyorum
konuşkan gözlerinde tek sözcük bile,
Gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin iki şehrinde

Kimsenin kimseye gözü değmiyorsa şiir niye?

Yazının Ortak Paydasında-1

Yazının Ortak Paydasında-2