Yeni Bir Adımın Eşiğinde…

Bugün, yetişkinler için düzenlenen kurslar arasında yer alan “işaret dili“ni öğrenmek üzere, semtimdeki “Çankaya evi”ne kaydımı yaptırmaya gittim. Gerekli belgeyi doldurmaya hazırlandığım sırada, yetkilinin odasına 65 yaşın üstünde gösteren çok tatlı bir teyze girdi. Öncelik vermek için ağırdan aldım. Okuma yazma kursuna gelen kadın, elindeki belgeleri adama uzatırken bana baktı ve ciddi ciddi sordu:

-Bu da mı okumaya geldi?

Yetkili, başka bir kursa kayıt olacağımı söyledi. Ben gülümsedim ve içimden geçeni söyledim:

Ne güzel bir şey yapıyorsunuz!

Hayatım boyunca hiç yaş takıntım olmadığı için belki, 50.yaşıma gireceğim yıl, bu sayının bana korkunç gelişine, yani bizzatihi kendime çok şaşırdığımı hatırlıyorum. İçimde tanımadığım bir ben varmış, 49’um biterken öğrendim. Sonraki birkaç yıl, bunu kaldırmak çok zor geldi. Yeni bir şeylere başlama heyecanım her daim ne kadar taze ise, “Ama bunlar artık gençlerin işi, onların daha çok ihtiyacı var.” yaklaşımım da o kadar engelleyici oldu! Yaşayarak gördüm. Nihayet bugün, bunu kırıp bir parça hayatın renklerine dalmaya karar vermişken, o yaşını almış teyzenin varlığıyla verdiği ders çok çok iyi oldu. Öğrenme ve paylaşma hevesimi ketleyen yaşlılık algımdan utandım.

Soru... Katkı...