Yenişehir’de Bir Öğle Vakti

Sevgi Soysal’ın adıyla özdeşleşen romanı Yenişehir’de Bir Öğle Vakti, farklı toplumsal konum ve mesleklerdeki bir grup insanın, bir öğle vakti, Yenişehir’de kesişen hayatları üzerine kuruludur…

Yenişehir’de Bir Öğle Vakti romanında her kahramanın öyküsü, kendi içinde bağımsız bir alt başlıkta anlatıldığı için, sadece başlıklardan bile, kişi adlarına ve kişisel öncelikleri hakkında bir ön bilgiye ulaşmak mümkündür:

“Tezgahtar Ahmet Büyük Mağaza’nın Bodrumunda Başarısızlığa Uğruyor”
(Çünkü sevgili, anlık gönül eğlendirmenin eğlencesi olmaya yanaşmaz. Ahmet sinirlenerek gittiği Büyük Mağaza’nın girişinde Hatice Hanım’a çarpar.)

“Hatice Hanım Haklarını Savunuyor.”
(Öğretmen emeklisi ve titiz Hatice Hanım, Büyük Mağaza’da satıcının kendisiyle gereğince ilgilenmemiş olmasına zaten öfkelidir. Üstüne, mağaza kapısında adamın biriyle  çarpışmak, onu iyice sinirlendirir. Tam o sırada, mağazaya girmekte olan Necip Bey’i de tanıdığı halde, bu öfkeyle fark etmemiş ve selamlamamıştır.)

Yenişehir'de Bir Öğle Vakti

(Yenişehir’de Bir Öğle Vakti yazarı Sevgi Soysal, Ankara Kız Lisesi’nde)

“Necip Bey’in Pantolonunun Paçası Çözülüyor”
(Paris’te okumuş, Selânik eşrafından bir mirasyedi olan Necip Bey, apartman komşusu Hatice Hanım’ın kendisine selam vermemesine alınır. Necip Bey, mağazadan önce de Yenişehir’de bir bankaya uğramıştır.)

“Mehtap’ın Karabasanı”
(Kafkasyalı bir göçmen kızı olan banka memuresi Mehtap’ın tek düşüncesi, ailesini bir parça rahat ettirecek maddî bir refaha ulaşmaktır. O nedenle, mirasyedi Necip Bey’in sıkça bankaya gelip para çekişlerini hiç anlamaz. Necip Bey, para çektikten sonra bir de yemeğe çıkmıştır. Bu arada bir yangın çıkmıştır.)

“Güngör Paskalya Yumurtalarını Boyayarak İlerliyor”
(Hayatını para kazanma üstüne kuran Güngör, nişanlısıyla birlikte Necip Bey’le aynı zaman diliminde, aynı mekânda, Piknik’te yemek yemeyi seçmiştir. Yemek sonrası arabasıyla yola çıkar. Yangın devam etmektedir.)

Yenişehir’de Bir Öğle Vakti

“Prof.Salih Bey Kurallara Uyuyor”
(Hukuk profesörü Salih Bey, her zaman kurallara uyan, hayatı kişisel hedeflerine kilitlenmiş olarak yaşayan bir adamdır ve Güngör’le aynı saniyelerde, aynı yolda arabasıyla ilerlemektedir. Güngör, kural ihlali yaparak arabasını sürer; Salih bey, trafik polisinin uyarısına uyarak bekler. Bir sıkıntı vardır.)

“Mevhibe Hanım Duvarlara Bekçilik Ediyor”
(Mevhibe Hanım, tarfikte Salih ve Güngör’ü görmüştür. Eve geldiğinde kızı Olcay’la tartışır.)

“Olcay Kafdağı’nı Aşmak İstiyor”
“Olcay Bacaklarını Deniyor”

(Olcay evin otoriter havasından mutsuz, konumu gereği mahalle çocuklarınca da dışlanan bir çocuk olarak büyümekten bunalmış bir genç kızdır. Çok okur. Sartre’ın Duvar’ını okuduğunda bir parça bocalasa da ağabeyi Doğan, ona, duvarların niteliğini iyi öğrenirse korkmasına gerek kalmayacağını söylemiştir. Olcay, Doğan’ın arkadaşı Ali’yle tanışmış ve beğenmiştir. Anne, Ali’yi ve siyasi görüşlerini uçlarda bulduğu için kızına kızar.)

“Mevhibe Hanım Öfkeleniyor”
(Olcay’la tartışmak Mevhibe Hanım’ı iyice gerer. Herkesi anlayışsızlıkla suçlar.)

“Doğan’la Ali”
(Oğlu Doğan, evin tüm otoriter yapısına rağmen, istikrarlı olmasa da gönlünce bir yaşam sürmeyi başarmıştır. Arkadaşı hukuk öğrencisi Ali’nin ezik bir çocukluk dönemi geçmiştir. O her adımında çok dikkatlidir. Her ikisi de çok okur.)

“Ali ile Doğan Devrilen Kavağın Orda Buluşuyorlar”
(Geri dönüşlü bir zaman aralığı: Ali ile Olcay tanışır, cinselliği tanır ama bu düzey ağabey tarafından hoş karşılanmaz. Ali, Olcay’la buluşacağı bir gün tutuklanır. O günden, Yenişehir’de bir öğle vakti Doğan’la buluşacağı güne kadar iki hafta geçmiştir. Buluşurlar. Bir kavak devrilmek üzeredir. Kavağın olduğu yerde Olcay’ı görürler. O da annesiyle tartıştıktan sonra dışarı çıkmıştır.)

“Boyacı Necmi Seyircilerden Kazanmayı Umuyor”
(Tipik bir çingene olarak hayatı tüm renkleriyle yaşamayı seven boyacı Necmi, Ali’nin çocukluk arkadaşıdır. Yenişehir’de aksayan trafik ve ters giden şeyler, ona belki kazanç olarak dönebilecektir. Öyle umar.)

“Aysel Ali’ye Fiyaka Satıyor”
(Ensest bir ilişkiden doğan Aysel, hayat tercihini de “düşmüş” bir dünyadan yana yapar ve bir gün çalıştığı yer basılınca, kendini karakolda bulur. Ali’yi karakol günlerinde tanımış ve sevmiştir. O gün, Kızılay’dan dönerken, Yenişehir’de Necmi ile konuşan Ali’yi görür; nasıl davranması gerektiğini kestiremeyince, görünmeden bir dolmuşa biner; Ali’nin karşıda duran bir genç kıza –Olcay’a- doğru yöneldiğini görünce üzülür.)

“Sakarya Caddesinin Delisi Bandoyu Duyuyor”
(Yenişehir trafik ve kavaktan ötürü keşmekeş içindedir. Yetmez, devreye bir de bando ve bir deli girer.)

“Kavak Devriliyor”
(Apartmanın kapıcısı Mevlut, ev sahipleri kızdığı halde, eşi bahçeye çamaşır asmayı sürdürünc kızar. Mevhibe Hanım’ın isteklerini yerine getirmek ve çamaşırları toplamak için bahçeye çıktığında, kavak üstüne devrilir. Dalgın olduğu için, kavağı yıkmaya çalışan itfaiyecilerin uyarısını duymamıştır.)

Yenişehir’de Bir Öğle Vakti, kesişen hayatlarla birlikte, aslında, Türkiye’nin mini panoramasında, içten içe bozulan bir sistemin eleştirisini yapar. Kavak ağacına yüklenen anlam bir de o açıdan okunmayı gerektirir. “Kavak devrilmeden karşıya geçemeyecekti Olcay.”

Günümüzün gündemine bağlayarak, bambaşka bir pencereden dalarak, “Eski isimler mi yenileri mi? Sıhhiye mi Yenişehir mi?” diye ahkam da kesilebilir tabi…

derkenar:

Benim hatırlama nedenim tamamen düne ait… Bir sabah kahvaltısının üstüne, çok önce okuduğum bir romanı da böylece yad etmiş  oldum. Yenişehir’de Bir Öğle Vakti, derslerimde severek işlediğim bir romandı ama şimdiki okulumda hiç denk düşmedi diyelim.

*** Sevgi Soysal, Yenişehir’de Bir Öğle Vakti, Bilgi Yayınevi, 1973

2 Yorum: “Yenişehir’de Bir Öğle Vakti

  • Romanda sözü geçen “Piknik” ve Yenişehir ile ilgili;
    http://www.ergir.com/Piknik.htm

  • elifin günlüğü

    14/08/2009 at 17:34

    Bence, üstteki yorumu okuyan herkesin ama özellikle Ankara ile özel bir bağı olanların mutlaka bakması gereken bir adres… Çok çok teşekkürler diyeyim; bu bana yetmesin bir de telefon açayım :)

Comments are closed.